Koruyucu Aile

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

V. “Koruyucu Ailelik” Uygulaması ile İlgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Görüşü

T.C. BAŞBAKANLIK
Diyanet işleri Başkanlığı Tarih : 24.12.2013
Sayı : 69942030-105-1112
Konu : Dinî Soru
İslam dini evliliği teşvik ederek, çok zorunlu olmadıkça boşanmayı hoş görmeyerek, nikâhsız beraberlikleri yasaklayarak aile müessesesini kurmaya ve korumaya büyük önem vermiştir. Ayrıca birey aile ve toplumu olumsuz yönde etkileyen içki, kumar vb. zararlı alışkanlıkları yasak kılmış, böylece toplum içinde korunmaya muhtaç, kimsesiz ya da terk edilmiş çocukların yer almasının önüne geçmeye çalışmıştır. Bütün tedbirlere rağmen, bu olumsuzlukları tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı bir gerçektir. Çeşitli sebeplerle aileler parçalanabilmekte ya da çocukların güven ve refahını tehdit eden durumlar meydana gelebilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de yetimlerin himaye edilmesi istenmekte (Nisa, 4/6, 36) yetimi itip kakan ve yoksulu gözetmeyen kimseler kınanmaktadır. (Mâûn, 107/2-3) Resulullah Efendimiz de yetimlerin ve toplumun zayıf kesimlerinin bakılıp gözetilmesini ısrarla vurgulamış, bu sorumluluğu yerine getiren kimseleri cennetle ve cennette kendisiyle beraber olmakla müjdelemiştir (Buhârî, Talak, 25, Nafakât 1; Edeb, 25-26).
Kur’an-ı Kerim, çocukları “hayatın süsü” (Kehf, 18/46) ve “göz aydınlığı” (Furkan, 25/74) olarak tavsif etmektedir. Çocuklar duygusal, bedensel ve zihinsel yönden korunup gözetilmeye muhtaç birer emanettir. Erdemli bireyler ile sağlıklı bir toplum inşa etmenin yolunun çocukların sevgi ve ilgi ile yetiştirilmelerinden, küçük yaşta verilecek değerler eğitiminden geçtiği muhakkaktır. Çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal açıdan sağlıklı gelişebilmeleri, maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için sıcak bir aile ortamına ihtiyaç vardır. Doğal ve makul olan, her çocuğun kendi aile ortamında ve ebeveyninin yanında yetişmesidir. Bununla birlikte öz aile şefkatinden mahrum olan çocuklara sahip çıkılması, çeşitli nedenlerle çocukların koruyucu ailenin himayesine verilmesi İslami inanç ve değerler açısından önem arz eden bir uygulamadır.
Hz. Peygamber, en hayırlı evin, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu ev olduğunu bildirmiştir (İbn Mâce, Edeb, 6). Söz konusu ayet ve hadislerden hareketle, İslam’da kimsesiz bir çocuğa sahip çıkmak, bir yetimin başını okşamak, evini ve gönlünü yetimlere açmak, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak tıpkı ibadet bilinciyle yerine getirilmesi gereken bir ahlaki sorumluluk olarak kabul edilmiştir. Bir çocuğu sahiplenmek, sadece bedeninin değil; ruhunun ihtiyaçlarını da gidermek, onu önce kendisine sonra topluma kazandırmak, onu kendisi ve çevresiyle barışık, verimli, mutlu bir insan olarak yetiştirmek dinî-sosyal bir görev addedilmelidir.
Bununla birlikte uygulamada, dinî açıdan dikkat edilmesi gereken hususlar söz konusudur. Koruyucu aile ile çocuk arasında bir kan bağı veya süt hısımlığı yoksa çocuğun buluğ çağına erişmesinden sonra, ilişkileri tesettür ve halvet yönünden mahremiyet kurallarına uygun olmalıdır. Hz. Peygamber çocukların yedi yaşından itibaren ayrı yataklarda yatırılması gerektiğini ifade etmiş (Ebû Dâvûd, Salât, 26), dolayısıyla beden mahremiyeti bilincinin çocuğa kazandırılmasının önemine dikkat çekmiştir.
Koruyucu aile kendi çocuğuyla himaye edilen çocuk arasında bu hususta söz konusu hassasiyeti göstermelidir. Koruyucu aile bakım altına alınan çocuğa kendisi hayatta iken bağışta bulunabileceği gibi, aralarında miras tahakkuk ettirecek derecede bir akrabalık söz konusu değilse mallarının üçte birinden vasiyette bulunarak (Mevsilî, age., V, 62) çocuğa maddi anlamda da destek olabilir.
Koruyucu aile bakımı, birtakım mahzurları sebebiyle dinî prensipler açısından uygun bulunmayan evlatlık müessesesinden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple dinî hassasiyetler koruyucu aile olmaya; merhamet, yardımseverlik, yetimi ve kimsesizi sahiplenme, bir çocuğun geleceğini kurtarma, topluma bir insan kazandırma, nesil emniyetini sağlama gibi dinin önemle üzerinde durduğu erdemlerin yaşatılmasına engel görülmemelidir.
Kısaca, çocuğun öz ailesiyle görüşmesi, duygusal bağının sürdürülmesi ve zikredilen diğer şartlara uyulması kaydıyla geçici süre koruyucu aile tarafından himaye edilmesi dinen teşvik edilen bir husustur.
 

Koruyucu Aile
V. “Koruyucu Ailelik” Uygulaması ile İlgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Görüşü
10:23
34:23