Ru'yet-i Hilal

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

2012 MEKKE: ŞERİAT ÂLİMLERİ İLE ASTRONOMLARIN KATILIMI İLE DÜZENLENEN TOPLANTI KARARLARI

Uluslararası Kamerî Ayların Tespiti Kongresi Sonuç Bildirgesi

Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salat ve selam, Peygamberimiz Muhammed’e ve onun bütün âl ve ashabına olsun.

Bu evrene hakim olan kanunlar ve kurallar bulunduğu herkesin malumudur. Bunlar, evreni son derece mükemmel, muntazam ve eşsiz bir şekilde yaratan her şeye kadir ve yüce Allah’ın eseridir.

Vakitlerin, senelerin ve zamanın hesabının bilinmesi için Güneş’in ve Ay’ın yaratılması da bu mükemmel yaratılışın bir parçasıdır. Nitekim Yüce Allah “Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne Güneş Ay’a yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” (Yâsin 36/38-40) buyurmuştur.

Yüce Allah bir ayette “Güneş ve Ay bir hesaba göre hareket etmektedir.” (Rahmân, 5) buyurmaktadır. Bir başka ayette “O, Güneş’i bir ışık (kaynağı), Ay’ı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, ayetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.” (Yûnus, 10/5)

Allah, hilâli, insanların kamerî ayların başlangıcını bilinmesi için bir vakit ölçüsü yapmıştır. Allah şöyle buyurmuştur: “Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir...” (Bakara, 2/189)

Hilâllerin sübutu, hac ve oruç gibi İslam’ın rükünlerinden olan ibadetler ile ilişkilidir. Çünkü kamerî aylar, iddet, îlâ, keffâretler gibi pek çok şer’î ahkâm için de esas ve miyardır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler.“ (Bakara, 2/234) Bir başka ayette “Eşlerine yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır.“ (Bakara, 2/226) buyrulmuştur. Allah Teâlâ hata ile öldürme ve zıhâr keffaretinde ise “iki ay art arda oruç tutması“ (Nisâ, 4/92; Mücâdele, 58/4) şeklinde buyurmuştur.

Allah Resûlü (s.a.s.) ramazan ayının başlangıç ve çıkışının bilinme yolunu beyan etmiştir. Bu yol, pek çok sünnet-i mutahhara naslarında gözle görme olarak ifade edilmiştir. Resûlullah (s.a.s.)’tan, Ebû Hureyre’nin rivayet ettiği hadisteki “Hilâli gördüğünüzde oruca başlayın, hilâli görünce oruç tutmayı bırakın.” (Buhârî, Savm, 11) hadisi bunlardandır.

Günümüzde, uzak ülkeler arasındaki mesafeler daha da yakınlaştı, modern iletişim araçları gelişti. Öyle ki, bütün dünya her taraftan görülür ve duyulur hale geldi. Yer küreyi çevreleyen ufuklar, ışık kirliliği, uçakların çokluğu, uzayda dolaşan ve ışıkları yansıtan uyduların yanı sıra duman, gazlar ve duman bulutlarıyla kirlendi. Gözle görmeyi etkileyen bu durumlar ve diğer bütün sebeplerden dolayı hilâlin sübutu ve görülmesi konusunda pek çok tartışma ve ihtilaf ortaya çıkmaktadır. Bazı İslam ülkelerinde kamerî ayların başlangıcının tespitinde, diğer Müslüman ülkelerle arasında üç güne kadar ulaşabilen büyük bir fark meydana gelmiştir.

Taşıdığı önem nedeniyle, bu konuda pek çok kongre ve sempozyum çalışması yapılarak, şer’î kurullara ve fıkıh akademilerine sunuldu. Bununla birlikte, bu konudaki tartışma hâlâ canlılığını korumaktadır. Halihazırda Allah’ın, astronomi ilmi, hesaplamaları ve rasathaneler konusunda sağladığı büyük ilerlemeler ile şeriatin getirdiklerinin gözetildiği ve sağlıklı bir çözüme ulaşmak için farklı bakış açılarının yakından incelendiği kapsamlı bir araştırmaya şiddetli bir ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu nedenle, Mecmeu’l-Fıkhî’l-İslâmî, Râbıtatü’l-Âlemi’l-İslâmî ile, Müslümanların meselelerini çözme konusundaki sorumluluk düşüncelerinden hareketle, bu konunun araştırılmasına karşı hissettikleri şiddetli ihtiyaçtan dolayı, 19-21 Rebîulevvel 1433 / 11-13 Şubat 2012 tarihleri arasında Uluslararası Kamerî Ayların Tespiti Kongresi Sonuç Bildirgesi -Şeriat Âlimleri ile Astronomik Hesaplama Uzmanları Arasında- düzenlediler.

Bu kongrede, Suûdi Arabistan’daki ve haricindeki kurullar, üniversiteler ve mütehassıs araştırma merkezlerinden seçkin din ve astronomi bilginleri, dünyanın en mukaddes yerinde, Mekke-i Mükerreme’de, Kabe-i Müşerrefe’nin ferahlık veren havasında, Haremeyn-i Şerîfeyn’in hadimi değerli Kral Abdullah b. Abdülaziz Âl Su’ûd’un –Allah onu korusun ve İslam ve Müslümanların hizmetine muvaffak kılsın– himayesinde bir araya geldi.

Kongre katılımcıları, sunulan araştırmalara muttali olup, özetlerini, yapılan teklifleri ve bu konular etrafında meydana gelen tartışmaları dinledikten sonra, aşağıda zikredilen şu hususları vurguladılar:

1. Kamerî ayın giriş ve çıkışının sabit olmasında asıl olan, ister çıplak gözle, ister teleskop ve astronomik cihazların yardımıyla olsun ru’yettir. Hilâl görülmediği takdirde ay otuz güne tamamlanır.

Ramazan ayıyla ilgili Hz. Peygamber’den bu konuda birçok hadis sabit olmuştur. Bu hadislerden bazıları şunlardır:

Ebû Hureyre (r.a.)’nin naklettiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Hilâli gördüğünüzde oruç tutun, hilâli görünce iftar edin. Eğer hilâli göremezseniz, şaban ayını 30 güne tamamlayın.” (Buhârî, Savm, 11)

İbn Ömer (r.a.)’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ay, yirmi dokuz gecedir. Hilâli görene kadar oruç tutmayın. Eğer hava kapalı olur (da hilâli göremezseniz) sayıyı otuza tamamlayın” (Buhârî, Savm, 11)

İbn Ömer’den gelen bir başka rivayette Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Hilâli görmedikçe oruç tutmayınız, hilâli görmedikçe iftar etmeyiniz. Eğer hava kapalı olur (da hilâli göremezseniz), onu takdir edin.” (Buhârî, Savm, 11)

2. Hilâlin görülmesi için araştırılma yapılması, farz olan bir ibadet ancak onunla tamamlandığı için farz-ı kifâyedir. Bu hükmü, Resûlullah’ın şu fiili ve takrîri de teyid eder:

Hz. Âişe anlatıyor: “Resûlullah (s.a.s.) diğerlerinde yapmadığı araştırmayı, şaban hilâlinde yapardı. Ramazan hilâlini (şabanın yirmi dokuzuncu akşamı) görürse, oruca başlar, hava kapalı olursa (şabanı) otuz gün olarak sayar ve sonra oruç tutardı.” (Ebû Dâvûd, Sıyâm, 6) Aynı rivayet, şu lafızlarla İbn Hibbân ve İbn Huzeyme’de de yer almaktadır: “Resûlullah (s.a.s.) diğerlerinde yapmadığı araştırmayı, şaban hilâlinde yapardı. “ (İbn Belbân, el-İhsân, VIII, 228; İbn Huzeyme, III, 203)

Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: “İnsanlar, hilâli görmek için araştırma yapıyorlardı. Resûlullah’a, onu gördüğümü haber verdim. O (bunun üzerine) oruç tuttu ve insanlara oruç tutmalarını emretti.” (Ebû Dâvûd, Sıyâm, 14)

3. Şâhitlik yapan kişide, şehadetin kabulü için muteber şartlar bulunması ve o kişide şahitliğe engel olan şeylerin bulunmadığının tespiti gereklidir.

4. Astronomik hesaplama, Müslümanların, önemli katkılarının bulunduğu, kendine has usul ve kaideleri bulunan, müstakil bir ilimdir. Pek çok Müslüman fakihin önem verdiği, ilgilendiği bir alan olma niteliğini taşımaktadır. Bu hesapların, ictimâ/iktirân vaktinin bilinmesi, güneşin kaybolmasından önce veya sonra ayın kaybolmasının bilinmesi, ayın, iktirânı takip eden gecede ufukta yükselmesi bir derece veya daha az, daha çok olmasının bilinmesi gibi konularda dikkate alınması gerekir.

Bu nedenle, ru’yete dair yapılan şahitliğin kabul edilebilmesi için sahih ilmî gerçeklere ve güvenilir astronomi müesseselerinden gelen bilgilere göre ru’yetin imkansız olmaması gerekir. Ru’yetin imkansız olması (hilâlin görülmemesi), iktirânın meydana gelmemesi veya güneşin kaybolmasından önce ayın kaybolması durumunda söz konusu olur.

5. Müslümanların azınlıkta yaşadığı bölgelerde, ramazan ve bayramlarını birlikte ve aynı zamanda yapmaları için, bir ülkenin bazı mıntıka ve bölgelerinde hilâli görmesi, diğerleri için de ru’yet sayılır.

6. Çeşitli sebeplerle, hilâli görmenin mümkün olmadığı Müslüman azınlıkların bulunduğu ülkeler ile ilgili olarak, onların, en yakın Müslüman ülkenin veya içinde Müslüman göçmenlerin bulunduğu en yakın ülkenin ru’yetini benimsemesi gerekir.

7. İbadetlerle ilgili konularda kamerî ayların başlangıçlarının tespiti şer’î bir meseledir. Bu konu güvenilir veya bu hükümde olan makamlar tarafından yetkili kılınan din bilginlerinin sorumluluğundadır. Astronomların ve astronomi makamlarının sorumluluğu ise ayın doğuşu ve hilâlin konumuyla ilgili ayrıntılı astronomik hesapları takdim etmek ve yerkürenin sathında herhangi bir mevki için ru’yet şartlarını, koşullarını ve sahih, dakik bir karar çıkarma konusunda sorumlu şer’î makamlara yardımcı olacak malumatları değerlendirmek, takdir etmektir.

8. Şeriat, insanların ve muamelelerinin maslahatlarını muhtevi yenilikleri ile gelişmiş gözlem vb. tekniklerine sahip astronomik hesaplama gibi modern ilimlerden istifade edilmesine mani olmaz. İslam, ilim ve o ilmin hakikatleriyle tezat teşkil etmez, çelişmez.

9. Şer’î bir makam tarafından ayın girdiği sabit olur ve İslam devletindeki sorumlu kişi (veliyyü’l-emr) ona itimad ederse, bu bilginin yayınlanmasından sonra o konuda araştırma ve şüphe etmek caiz olmaz. Çünkü bu, hâkimin hükmüyle anlaşmazlığın kaldırıldığı ictihâdî meselelerdendir.

10. Müslüman hükümetlerin, kamerî aylarda ve bütün senede gözlem yapılması için ru’yet araçları, kurullar ve mekanlar tahsis edilmesi konusunda ihtimam göstermeye teşvik edilmesi. Bununla ilgili olarak, kongre, bazı İslam ülkelerinin, gözetleme (rasad) sahasında ve astronomik rasathaneler inşasıyla ilgili çabalarını övgüyle karşılamaktadır. Bunların başında, Suûdî Arabistan Krallığı’ının, Melik Abdülazîz İlim ve Teknik Kenti’ndeki bu sahadaki çabaları örnek teşkil etmektedir.

11. Kongre, Râbıtatü’l-’Âlemi’l-İslâmî’ye bu konuyu araştırmak için düzenlenen mülakat, meclisler ve kongrelerde yapılan sunumları, Mecâmiu’l-Fıkhîyye ve Hey’âtü Kibâri’l-’Ulemâ ve Mecâmiu’l-Buhûsi’l-İslâmiyye tarafından yayınlananları, muhtelif mezheplere mensup muteber din bilginlerinin geçmiş içtihat ve görüşlerini ve her iki alandaki bütün inceleme ve çalışmalarını incelemek için din bilginleri ve mütehassıs astronomi bilginlerinden müteşekkil ilmî bir kurul oluşturmasını tavsiye etmektedir.

Kongre, kamerî ayların başlangıcını standart hale getirme, Mekke-i Mükerreme’ye astronomik gözlem merkezi olarak itimat edilmesi ve hicrî tarih için standart bir takvim yayınlama konusunda ittifak oluşturmak; Râbıta’nın, İslam âlemindeki şer’î ve astronomik ihtisas makamlarıyla beraber organize olması için çaba göstermektedir.

Bu heyetin merkezi, Râbıtatü’l-Âlemi’l-İslâmi’nin, İslam’ın hayır ve bereketle atan kalbi Mekke-i Mükereme’de olur.

Heyet, İslamî ülkelerdeki fıkıh akademilerinden, bu konudaki fetvâ mekanizmalarından veya şeriat ve astronomi ilimleri alanlarında ihtisaslaşmış kişilerden meydana gelir.

Daha sonra, heyetin ulaştığı ve bu kongreden sadır olan sonuçlar, Râbıta’daki Mecmeu’l-Fıkhî’ye arz edilir.

Allah, Nebîmiz Muhammed’e onu tüm âl ve ashâbına rahmet eylesin...

Ru'yet-i Hilal
2012 MEKKE: ŞERİAT ÂLİMLERİ İLE ASTRONOMLARIN KATILIMI İLE DÜZENLENEN TOPLANTI KARARLARI
10:23
34:23