Ru'yet-i Hilal

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

ASTRONOMİK ARAŞTIRMA: H.1380-1425 YILLARI ARASINDA SUUDİ ARABİSTAN’DA RAMAZAN AYININ BAŞLANGIÇ GÜNÜNÜN RESMÎ VE ASTRONOMİK OLARAK KARŞILAŞTIRILMASI

ÖZET

Hicrî takvimin ortaya çıkışından 1400 seneden daha fazla bir süre geçmesine karşın takvim konusunda hâlâ kesin bir neticeye ulaşılamamıştır. Dahası Müslümanlar ramazan ayının ne zaman başladığı konusunda ihtilaflarını sürdürmektedirler. Bu ihtilaf dinî semboller (şeâir-i diniyye) barındıran; ramazan, şevval (Ramazan Bayramı), zilhicce (Kurban Bayramı, Arafat Vakfesi), daha az bir derecede muharrem ve recep aylarının başlangıcını belirlemede apaçık ortaya çıkmaktadır.

Bu araştırma, resmî olarak ilan edilen mübarek ramazan ayının Suudi Arabistan’daki başlangıç gününün astronomların ve din âlimlerinin 27-30 Kasım 1978, (h. 26-29 Zilhicce 1398) tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdikleri “Kamerî Aylarının Başlangıcını Belirleme Konferansı”nda ru’yet konusunda oluşması gereken astronomik şartlara uygun olup olmadığını mukayese etmektedir. Araştırma, 16. 2. 1961–15 .10. 2004 (1-Ramazan 1380-1 Ramazan 1425) zaman aralığını kapsamaktadır.

İstanbul’daki toplantıda benimsenen kriterler esas alındığında araştırmanın sonucunda ramazan ayının başlangıcını ilan eden geleneksel hilâl gözleme metodu ile astronomi ilminin verileri; 46 yıldan 6 yıl (%13) uygun düşerken; 46 yıldan 40 yıl (%87) uygun düşmemiştir. 46 yıldan 29 yıl ( %63 ) -güneş battıktan sonra-hilâl ufkun altında hesap edilmiş, son olarak 29 yıldan 10 yıl (%34) oranında ise hilâlin ufkun altında olup uzakta olduğu tespit edilmiştir. Buna göre şartlarına uygun bir şekilde hilâli görerek ramazana başlamak için iki gün geçmesi gerekirdi.

GİRİŞ

Bu araştırmada -16 Şubat 1961-15 Ekim 2004 / (1 Ramazan 1380-1 Ramazan 1425)- zaman diliminde- ramazan ayının başlangıcı konusunda astronomik ve bilimsel verileri Suudi Arabistan’da ramazan ayının resmen başlangıcını ilan eden güne uygulayacağız.

Buna geçmeden önce Ümmü’l-Kurâ takvimi hakkında biraz bilgi verelim. Daha sonra Suudi Arabistan’da resmî olarak ramazan ayı ve Ramazan Bayramı’nın nasıl başladığı ve ilan edildiği konusuna geçelim.

1. Ümmü’l-Kurâ Takvimi

Ümmü’l-Kurâ takvimi[298] Suudi Arabistan hükümetinin resmî ve sivil takvimidir. Bu takvimi resmî bir kuruluş olan, “Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Şehri (Üniversitesi)” hazırlar ve yayınlar. Bütün resmî kuruluşlar ile diğer bütün resmî dinî kurumlar (bunlar içeresinde her ne kadar şer’î olarak bir ayın bu verilere göre girdiğini kabul etmese de Yüksek Yargı Organı da var) Ümmü’l-Kurâ takviminin ay başlangıcı konusunda ilan ettiği verileri dikkate alır ve her ne kadar kabul etmeseler de bütün resmî faaliyetlerinde bu takvimi kullanırlar.

Aynı şekilde Suud hükümeti diğer resmî faaliyetlerinde (örneğin bütçe ve planlama) güneş takvimini (hicrî güneş takvimi) kullanmaktadır.[299] Resmî ve yarı resmî kuruluşlara (akit ve anlaşma uygulaması konusunda) miladî güneş takviminin kullanmasına müsaade etmektedir.

Ümmü’l-Kurâ takvimi, “Necd bölgesi vakit takvimi ” ile “Suudi Arabistan vakit takvimi”nin bir araya getirilmesi ile teşekkül etmiş ve bu takvime “Ümmü’l-Kurâ takvimi” denilmiştir.

Ümmü’l-Kurâ takvimi kamerî ay başını belirleme yöntemi konusunda çeşitli aşamalardan geçmiştir.

Birinci aşamada -1927-1973 / (h.1346-1392)- takvim şu ölçüyü esas almıştır: Güneş battığında ayın ufuktaki yükseklik açısı 9 derece veya dokuz dereceden daha büyük olursa; ertesi gün ay başlangıcı olur.

İkinci aşamada -1973-1997 / (h. 1393-1419)- takvim şu ölçüyü esas almıştır: Hilâlin doğuşu Greenwich saatine göre gece 24:00 ‘ten (Suudi Arabistan saatine göre 21:00) önce gerçekleşirse; ertesi gün ay başlangıcı olur.

Üçüncü aşamada -1998-2002 / (h.1419-1422)- takvim şu ölçüyü esas almıştır: Hilâlin doğuşunu hesaba katmadan, Mekke-i Mükerreme’de güneşin batmasından sonra ay batarsa; ertesi gün ay başlangıcı olur.

Dördüncü aşmada -Mart 2002- / (h.1423-) günümüze kadar- Ümmü’l-Kurâ takvimi aşağıdaki iki ölçüyü esas almıştır:

Güneş batmadan önce;

1. Hilâlin güneşin batışından önce doğmuş olması

2. Hilâlin güneşin batmasından sonra batması

Ümmü’l-Kur’â takvimi çıktığı günden Mart 1969 / (h.1388) yılının sonuna kadar gün başlangıcında batma vaktini (vakt-i gurub) esas alıyordu. 19.3.1969 / (1 Muharrem Çarşamba 1389) yılının başlarında Ümmü’l-Kurâ takvimi Suudi Arabistan’ın esas aldığı zeval vaktini (vakt-i zeval) ekledi. Buna ilave olarak 14 Haziran 1961/ (1 Muharrem Çarşamba 1381) Ümmü’l-Kurâ takvimine ayların Arapça isimleriyle güneş takvimi eklendi ve 24 ikizler (cevzâ) 1339 tarihine denk gelen “Şemsi Hicrî Takvim” adı verildi. İfade edildiği gibi Suudi hükümeti Ümmü’l-Kurâ takvimini resmî işlerde kullanmaktadır. Ancak dinî kamerî ayların başlangıcını Yüksek Yargı Organı belirlemektedir.

2. Ramazanın Girişi

Bütün İslam ülkelerinde mübarek ramazan ayının girişi, Ramazan Bayramı ve diğer dinî günler en üst düzeyde resmî törenle kutlanır. Suudi Arabistan’da Yüksek Yargı Organı (dinî ayların başlangıcını ilan etmede sorumlu olan heyet: Ramazan, şevval, hac) tarafından bir sonraki ayda gözlemde bulunmak için bir önceki ayın 27. gününde bir bildiri yayınlanır. Ramazan, şevval ve zilhicce ayları Yüksek Yargı Organının belirlediği ölçütlere göre sübut bulduğunda, Yargı Organı bir bildiri yayınlar. Bildiri, yayınlayacak olan Krallık Konseyine iletilir. Bu bildiri Arap Suudi halkına ve Suudi’de oturan herkese resmî medya kanallarıyla (televizyon, radyo) duyurulur. Yerel gazetelerde ise ramazan ayının girişi ve mübarek Ramazan Bayramı ilan edilir.

Kral Konseyinin bildirisinin formatı şöyle olmaktadır:

Kral Konseyinden açıklama; aşağıdaki metin Yüksek Yargı Organından çıkmıştır:

“Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir. Salât ve selâm Peygamberimiz Muhammed (s.a.s.), âline ve ashâbına olsun.

Yüksek Yargı Organı daimi heyeti 29 Şaban Çarşamba günü mübarek ramazan ayının hilâlinin gözetlenerek görülmesine dair akşam bir toplantı düzenlemiştir. Bu durumda şaban ayının tamamlayıcısı olan h.1425 Perşembe gününün gecesinde (14 Ekim 2004) hilâlin görülmesine dair bir veri elde edilememiştir.

Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Hilâli gördüğünüzde oruç tutunuz. Hilâli gördüğünüzde bayram ediniz. Şayet size görünmez ise sayıyı otuza tamamlayın”, “Hilâli görmeden oruç tutmayınız. Hilâli görmeden bayram yapmayınız. Hilâli görmezseniz otuz gün oruç tutun”.

Bu gece (çarşamba) hilâlin görülmesi sübut bulmadığından şaban ayının tamamlayıcısı olan perşembe gününden sonraki gün olan cuma (15 Ekim 2004), mübarek ramazan ayının ilk günüdür. Yüksek Yargı Organı bu vesileyle Müslümanların ramazan ayını tebrik eder. Yüce Allah’tan Müslümanları yararlı işlerde başarılı olmalarını ve sözlerinin hak üzere birleşmesini ve dinine yardım etmeyi ve kelimesini yüceltmeyi diler. Çünkü O, duaları işiten ve kabul edendir.

Ve sallallâhu a’lâ nebiyyinâ Muhammedin ve a’la âlihi ve sahbihi ve sellem”.

Yüksek Yargı Organı daimi heyeti: Üye Nâsır b. İbrahim el-Habib, üye Ğayhab b. Muhammed el-Ğayhab, üye Muhammed b. el-Emir, üye Muhammed b. Süleyman el-Bedr, Meclis Başkanı Salih b. Muhammed el-Lüheydâni.[300]

Suudi Arabistan’da Yüksek Yargı Organı ramazan ayının başlangıcının bilinmesi için birkaç bildiri hazırlar. Bildiriler yerel gazetelerde yayınlanır. Bildirilerin yayınlandığı tarihler şunlardır: Cemâdiye’l-ahîr (Hicrî 6. ay), recep (7. ay), şaban (8. ay) ve ramazan aylarının 27. günü. Bu bildirilerde Müslümanlar gelecek ayın hilâlini gözetlemeye davet edilir.

Yüksek Yargı Organının ramazan ayıyla ilgili bildiri metni şu formatta olmaktadır:

“Hamd tek olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Peygamberimiz Muhammed (s.a.s.)’e âline ve ashâbına olsun.

Ümmü’l-Kurâ takvimine göre şaban ayı çarşamba gecesi (1-8-1425 ) girmiş bulunmaktadır. Suudi Arabistan’daki Yüksek Yargı Organı bu memlekette yaşan Müslümanlardan Ümmü’l-Kurâ takvimine göre (30.8.1425) mübarek ramazan ayı hilâlini çarşambayı perşembeye bağlayan gece gözetmelerini istemektedir.

Yapılan işin önemi ve İslam rükünlerinden biriyle (oruç) bağlantılı olması sebebiyle Allah’ın kendisine keskin göz bağışladığı kimsenin Allah’a şükretmesi ve hilâli gözetlemede kullanması gerekir. Hilâli gördüğüne dair şahitlikte bulunabileceği en yakın mahkemeye acele gitmesi veya beldede hâkim yoksa en yakın mahkemeye iletme görevinin kolaylaştırmak adına kendi bölgesinde bulunan belirlenmiş noktaya ulaştırması gerekir. Konsey, hilâlin gözlemlenmesini ve bu hususta sevabın Allah’tan beklenerek davranılmasını temenni etmektedir. Zira bu, takva ve iyilik konusunda yardımlaşmadır.

Başarı Allah’tandır.”[301]

3. Araştırmanın Amacı

Bu araştırma, (Suudi Arabistan’da) resmî olarak ilan edilen ramazan ayının başlangıç günü ile ilgili astronom ve İslam âlimlerinin 27-30 Kasım 1978 (26-29 Zilhicce 1398) tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdikleri “Kamerî Ayların Başlangıcını Belirleme Konferansı”nda ru’yet konusunda kriter olarak belirledikleri astronomik şartların uygunluğunu ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.

4. Araştırmanın Yöntemi

Araştırmanın yönteminde astronomik bilimsel bakış açısıyla Mekke-i Mükerreme’nin konumuna göre ramazanın başlangıcından önceki geceyi belirlemeye dayanılmıştır. Kamerî ay başlangıcı için belirtilen şartların bu gecenin astronomik bilimsel bakış açısıyla ele alınmasına uyuşmaması durumunda bu şartların tahakkuk ettiği günü açıklayacağız.

Ancak şunu hatırlayalım ki İslamî hesaplara göre gün, bugün geçerli olan örfte olduğu gibi gecenin yarısından (et-tevkîtü’z-zevâlî) itibaren değil güneşin batmasıyla (et-tevkîtü’l-gurûbî) başlar.

Şunu da hatırlayalım ki, günün başlangıcının güneşin batmasıyla olduğunun kabul edilmesi zorunlu olarak ay ve tabi yılbaşının da günün başlatıldığı zamandan itibaren başlamasını gerektirir. Az sonra açıklanacağı üzere güneşin batışından önce kavuşumun/iktiran tamamlanmış olması gerekir. İktiranın güneşin batışından sonra olduğunun tespitinden sonra o gecenin (bir sonraki günün ay başı olduğunu tespit edebilmek için) astronomik hesaplar dikkate alınır.

Hicrî takvime göre (Arap kamerî ayı) ay başı, kavuşumun bir önceki günde meydana gelmesi ve önce güneş ve ardından hilâlin batması ile başlar. Ancak ay başının tespiti için hilâlin ufuktaki yükseklik açısının en az 5°’ye eşit olması, ayın güneşten uzaklık açısının da en az 7° uzak olması şarttır.

Ramazan, şevval ve zilhicce gibi dinî içerikli ayların dinî kuruluşlar tarafından ilanı, insanlar tarafından gözle görüldüğüne dair bildirmelerde bulunması ile olmaktadır. Bu resmî dinî kuruluşlar, ne modern astronomi bilimini, ne resmî takvimi, ne de hilâli gözetleyen ilmî heyetleri kabul etmektedirler. Hatta onları bazen ayıplamakta, astronomi biliminin ortaya koyduğu verileri hassas ve sağlıklı sonuçlar olarak kabul etmemekte bazen de astronomi ilmiyle müneccimliği karıştırmaktadırlar. Onlara göre astronomi verilerinin sağlıklı olmamasının en büyük göstergesi, onların da kendi aralarındaki görüş ayrılığı içinde olmasıdır. Sanki ihtilaf edenler sadece gök bilimciler olup İslam hukukçuları kendi aralarında hiç ihtilafa düşmemişler gibi! Âlimlerin kendi aralarındaki (gök bilimci, hukuk, vs.) ihtilafı onların ortaya koydukları bilginin terk edilmesi ve dikkate alınmaması için gerekçe olabilir mi? Tabi ki hayır.

Aşağıdaki çizelge iki günü açıklıyor. Bu iki gün araştırmanın eksenini oluşturmaktadır: Birinci çizelgedeki üçüncü sütun (Suudi Arabistan’da) ramazan ayının başladığı resmî günü gösteriyor. Aynı çizelgedeki son sütun ise olması gerektiği şekilde ramazan ayının başlangıcını, yani bilimsel astronomik bakış açısıyla desteklenmiş ramazan ayının başlangıç gününü gösteriyor.

Ramazanın resmî gün ilanı Cidde’deki “Ukâz Araştırmalar, İncelemeler ve Basın Yayın Teşkilatı” merkezi tarafından bildirilmiştir.[302] İlan edilen resmî günün doğruluğu, ancak geleneksel hilâl gözlem sonuçlarının astronomi ilminin verileriyle örtüşmesi halinde mümkün olmaktadır. Bu sebeple şu verilerin tespit edilmesi gerekmektedir: hilâlin doğma zamanı (gün, saat, dakika), güneşin ve hilâlin batma zamanı, hilâlin ufuktan yükseklik açısını ve ramazanın ilk gündüzden önceki gecede hilâlin güneşten ayrılma açısını bilmemiz gerekmektedir. (Çizelgedeki 4-8 sütunlar.) Bu verilerin tespiti ilgili olması kaydıyla basit bir insan için dahi kolaydır.

Hilâlin gözle görülebilmesi için oluşması gereken şartlar nelerdir? Bu ölçütleri hassas, ilmî, astronomik hesaplamalarda açıklayacağız. (1. Çizelge)

Bu astronomik hesaplamaları açıklamadaki gaye; 27-30 Kasım 1978 tarihinde (26-29 Zilhicce 1398) İstanbul’da gerçekleşen toplantıda astronomi bilginleri ile İslam âlimlerinin ayın başlangıcı konusunda ilan edilen ve üzerinde anlaşmaya varılan şartların resmî olarak duyurulan ramazan başlangıcı ile uygunluğunu veya uygunsuzluğunu ortaya çıkarmaktır. Ayın son gününü tespit etmek için en modern ve en hassas astronomi programları kullanmak herkes, mütehassıs ve ilgili diğer insanlar için bir fırsattır. Programın adı “TheSky6 Professional” olup, bu program hilâlin doğduğu her vakti, güneşi ve hilâlin batışını, ayın ufuktan yüksekliğini ve ayın ayrılış açılarının hesaplamalarında kullanılır. Mekke-i Mükerreme’nin koordinatları: 39° 36’ 41” doğu meridyeni; 21° 19’ 00” kuzey paraleli, 300 m. deniz seviyesinde yüksektir. (Çizelgedeki “ (çift tırnak) işareti saniyeye; ‘ (tek tırnak) işareti dakikaya;° işareti dereceyi göstermektedir. Her derece atmış dakikaya, her dakika 60 saniyeye bölünür.)

Başka bir araştırmacı aşağıdaki çizelgedeki veya herhangi bir çizelgedeki değerden farklı bir değer veya rakam getirebilir. Bu farklılık, farklı bir değer, bir sayı, bir denklem veya farklı bir astronomi programı veya farklı bir bilgisayar kullanılmasından kaynaklanabilir. Bu tür farklılıklar ilim ehli arasında malumdur ve bir dakikayı aşmaması şartıyla makbuldür. Şayet tartışma örneğin 6 dakika sınırındaysa ve buna gerekçe olarak “Hilâlin doğuşuna yaklaşık olarak 6 dakika kalmış.” şeklinde bir gerekçe sunulmuşsa bu farklılık doğru olmaz. Zira bu tür bir çalışmada bir dakikadan daha fazla bir zamanı esas almanın faydası yoktur. Böyle bir anlayış, henüz neticelerine ulaşılmamış bir mühendislik faaliyetine delalet eder. Sonuç olarak yapılacak çizelgeler için takip edilecek tek metot, sağlıklı ve hassas olan metottur.

5. Olması Gerektiği Şekliyle (İstanbul Kriterlerine Uygun) Ay Başlangıcını Belirlemede Astronomik Hesaplar

Aşağıdaki son sütunda ortaya koyulduğu gibi astronomik kriterlere uygun olarak ayın başlangıcını belirleyen gün ile ilgili astronomik hesaplamalar şöyledir:

1. Hilâlin doğduğu gün belirlenir. Örneğin 16 Şubat Perşembe 1961.

2. Hilâlin doğuş saat ve dakikası belirlenir; güneşin doğuşundan önce mi yoksa güneşin batışından sonra mı?

3. Şayet ayın doğuşu güneşin batışından önce ise; aynı günün güneş ve hilâlin batış günü hesaplanır. Aynı şekilde ayın ufuktaki yükseklik açısı ve ayın güneşten uzaklık açısı hesaplanır.

4. Astronomik hesaplar üçüncü maddede belirtilen günle ve gök bilimcilerin ve hukuk âlimlerinin ortaya koyduğu şartlara uygun ise bu durumda ertesi gün yani 17-2-1961 Cuma günü Ramazan ayının başlangıcı olur.

5. Faraza ayın 16 Şubat 1961 tarihinde doğuşu güneşin batışı ile beraber veya daha sonra olsa ancak bir saniye önce bile olsa gündüz saat 12:00’ye varmadan doğsa, ertesi günün hesaplamasını yani 17 Şubat 1961Cuma gününü yapmaya başlar ve önceki yöntemi uygularız. Şayet 18. günün akşamında astronomik şartlar uygun düştüğünde Ramazan 18.2.1961 tarihinde başlar.

6. Ayın doğuşu sabah gündüz 12:00 veya sonrasında olursa bu durumda üçüncü maddede olduğu gibi ayın güneş batmadan önce doğduğu kabul edilir.

Ramazan ayının başlangıcını belirleme adına esas alınan bütün bu astronomik hesaplar aşağıdaki çizelgede ortaya çıkmaz. Ancak bütün şartları gerçekleşmiş olan günde ortaya çıkar.

6. Araştırmanın Sonucu

Bu araştırma, 46 Ramazan ayını kapsamaktadır 16 Şubat 1961-15 Ekim 2004 (1 Ramazan Perşembe 1380- 1 Ramazan Cuma 1425.)

• Araştırma, ramazan resmî ilan gününün daima astronomik olarak belirlenen günden daha önce olduğunu ortaya koymuştur.

• Ramazan ayının başladığına dair geleneksel gözlemin, astronomik ilmî hesaplamayla 46 yıldan 6 yıl ya da %13.04 oranında uygun düşmüştür. Birkaç kez de (10.01.1997) şartlar tam yerine gelmemiştir. (Aşağıdaki çizelgeyle ilgili değerlendirmelerden 8. değerlendirmeye bkz.)

• Ramazanın başlangıcı konusunda geleneksel gözlem astronomik ilmî hesaplamayla 46 yıldan 40 yıl ya da %86.96 oranında çatışmıştır.

• Ramazanın ilan edildiği 40 yılın 29 yılında hilâl, güneş batarken ufkun altındadır. Bir başka ifadeyle % 72,50 oranında ilan edilen gün ile astronomik kriterler arasında tearuz olmuştur. Geriye kalan 11 yıl veya % 23.91 oranında ise güneş battığında hilâlin ufuktan yükseklik açısı 3° 17’ ile 1’ arasında ufkun üstündedir ancak bu yükseklik İstanbul kriterlerinde hilâlin görülebilir olması için istenilen 5° daha azdır.

• Ramazanın ilan edildiği tarihlerde hilâl 29 yılın 10 yılında (% 34.48 oranında) beş derece yirmi dakika ufkun altında (-5° 20’ ile -12° 06’) uzaktı. Buna göre istenilen kriterlerde hilâlin görülebilmesi veya ramazanın başlangıcı için iki günün geçmesi gerekir. Bu kaydedilmiş en uzun süredir.

29 yılın 19 yılında (% 65.52 oranında) hilâl ufkun altında olup ramazanın başlangıcı için bir gün geçmesi gerekir.

46 yılın 13 yılında (%28.26 oranında) hilâl ramazanın başlangıcı olarak ilan edilen aynı günün sabahı (sabah 11:59-12:00 zeval vaktine göre) doğmuştur. Hicrî 1412 yılının ramazan ayında ilan edilen günde akşam güneş batmadan önce doğmuş olup bu da bir kez olmuştur. 46 yıldan 3 yıl (%6.52 oranında) -ki bu yıllar 1404, 1423 ve 1424 yıllarıdır- hilâl ramazanın ilan edilmesinden iki gün önce doğmuştur.

• Araştırmaya konu olan bütün zaman diliminde ayın ufuktaki en fazla yükseklik açısı (10° 8’ ) olarak 1404 tarihinde kaydedilmiştir. Yine aynı zaman diliminde ufkun altındaki en düşük yükseklik açısı da (-12° 06’) olarak 1412 tarihinde kaydedilmiştir. Bütün zaman diliminde ayın güneşten ayrılma açısının en büyüğü de (14° 31’) olarak 1424 tarihide kaydedilmiş en küçük ayrılma açısı da (43’) olarak 1382 tarihinde kaydedilmiştir.

• 4.3.1992 (1412 Çarşamba) tarihinde ilan edilen ramazan başlangıcı geleneksel gözlem ile astronomik gözlemin uyumsuzluğu bakımından bütün zaman dilimleri içerisinde en kötü tespit edilenidir. Şöyle ki, hilâl ufuk altında en düşük derecededir (12° 06’). Zaman olarak; Ümmü’l-Kurâ takvimine göre 3 Mart 1992 tarihinde (29 Şaban 1412 Salı günü) hilâl güneşten 50’ (elli dakika) önce batmıştır. 4 Mart 1992 Çarşamba gecesi hilâl saat 4:23’de doğmuş insanlar da oruç tutmuşlardır. (3. Bölümdeki 9. değerlendirmeye bak.) Gerçek şu ki; bırakın çarşambayı perşembe günü bile ramazan başlamamıştır. İstanbul kriterlerine göre en doğru gün cuma günüdür.

• 1965 tarihinde ramazan ocak (kış mevsimi) ayında; başka bir sefer de aynı sene içinde aralık ayındadır. (kış mevsimi 21 Aralık veya Oğlak burcunda başlar.) Aynı şekilde ramazan 1997 tarihinde ocak ve aralık aylarında oldu. Yani ay takvimine göre 34 sene, güneş takvimine göre ise yaklaşık 33 sene 58 gün sonra aynı aylarda ramazan başladı.[303]

1868, 1900, 1932 tarihlerinde tekrarlanan bir durumdur. Örneğin 2030 ve 2063 tarihlerinde de tekrarlanacaktır. Çünkü bundan önce tekrarlandı bundan sonra da tekrarlanacaktır.

SONUÇ

Şuan elimizdeki mevcut ilmî rehber, geleneksel gözlem yöntemiyle belirlenen 46 senelik ay başının, astronomi ilminin bilimsel metoduyla bütün açıklığıyla çatıştığını ortaya koymaktadır.

Kim olursa olsun, hilâl ufkun altında iken hilâli gördüğünü iddia ediyorsa bu kişi imkânsız olanı gördüğünü iddia ediyordur. Ramazan hilâlini gördüklerini iddia edip de yanılanların oranı % 63.04 dür ki, bu sadece hilâlin ufkun altında olduğu durumdur. Geleneksel yöntem izah edildiği gibi güvenilir değilse bu yöntemi tekrar gözden geçirmeli, değiştirmeli ve Allah’ın yarattığıyla (kâinata koyduğu astronomik kurallar ile) uyumlu hale getirmelidir. Kevnî hakikatler şunu ortaya koymaktadır ki; bu yöntemde ısrar edenlerin kendilerini temize çıkarmak için ortaya koydukları anlayış ne Allah’ın ortaya koyduğu kanunu anlamaya dayalı evrensel bir kavrayışa ne de Allah’ın yarattığı şey konusunda gerçek bir anlayışa dayanmaktadır.

Sorun sadece ramazanın başlangıcını tespit etmede ru’yeti veya hesabı esas almakta değildir. Ru’yet, Allah’ın şeriatını kavramak, hesap, Allah’ın yarattığını anlamadır. Allah’ın muradını bilmek birini anlamaya çalışıp diğerini ötekileştirmekle olmaz.

İlmî hesapla ru’yet arasında bir üstünlük tartışması yapmak doğru olmadığı gibi bu konuda şer’î bir icmâ da yoktur. Gerçek olan ibadetin giriş vaktini en doğru şekilde bilmektir. Şu an hilâl gözetlemede kullanılan gözlem ve metodu (gözlemin kendisi değil) çağdışı bir yoldur. Mutlak manada ilmî gerçekleri gözetmemektedir. Çünkü bu yönteme bir mezhebin görüşünün doğruluğunu ispat için yalan, vehim, heva musallat olmuş veya bu yöntem “deve ve koyun çobanının” sözüne dayanmıştır. Bunların ötesinde bu yöntem, ibadet için sağlıklı bir vakit vermektedir.[304]

Medeniyeti temsil eden bir din olarak İslam’ın itibarı, söz konusu bu uygulamalar sebebiyle izahı mümkün olmayan bir zarar ve tehlike içine girmiştir. Bu ayrıştırmanın ve zahiri tek tip okumanın ilk kurbanları İslam ve İslam kültürü olmuştur. Bu sadece gayrimüslimler arasında değil Müslümanlar arasında da olmuştur.

Örnek olarak unutulmuş İslamî vakti ve hâlihazırdaki İslamî takvime bakalım. Şu anda günümüz gece yarısında başlıyor hale geldi ve dünyevî işlerimiz ve dinî ibadetlerimiz miladî takvime göre belirleniyor oldu. “…Elimizdeki astronomik teknik imkânların yeterliliği ve bizlerin bu imkânları kullanmamamız şunu göstermektedir ki, bizler düşünce ve fikir açısından geri kalmış durumdayız.”[305]

H.1380-1425 YILLARI ARASINDA RAMAZAN AYININ İLK GÜNÜNÜ GÖSTEREN ÇİZELGE (1) (A) AKŞAM (S) SABAH

ÇİZELGENİN DEĞERLENDİRİLMESİ

1. Çizelgedeki bu tarih ramazan ayının resmen başlangıcını göstermektedir.

2. Bu üç değer: (Hilâlin doğuşu, güneşin batışı, ayın batışı) aksine bir durum söz konusu değilse ayın başlangıcından önceki (hilâlin doğduğu zaman dikkate alınmadan) geceyi gösteriyor. (6. ve 8. değerlendirmeye bak); (S) sabahı, (A) akşamı göstermektedir. 31 saniye ve üzeri dakikaya yuvarlandı. 30 saniye ve altı olduğu gibi bırakıldı. Yaz saati dikkate alınmadı.

3. Bu iki açı ayın başlangıcından önceki geceyi (hilâlin doğduğu zaman bir tarafa) göstermektedir. Pozitif yükseklik açısı yani hilâlin ufuk üstünde olması iken negatif açı da hilâlin ufuk altında olmasıdır. Açıyla beraber ışığın kırılması ve hilâlin irtifaı da hesaplanır. Birinci açı daima ışığın kırılmadığı açıdan daha büyük olur.

4. Pozitif rakam, güneşin hilâlden belirlenen dakika miktarınca önce batmış olduğunu gösterirken negatif rakam, hilâlin güneşten önce belirlenen dakikadan önce batmıştır.

5. Bugünü belirlemek için aşağıdaki yolu izle: Güneş batmazdan önce hilâl tam olarak doğar ve hilâl güneşten sonra batarsa bu durumda o günün güneş ve ayın batışını, ayın ufuktan yükseklik ve güneşten ayrılış açısını alırız. İki açı, İstanbul kriterlerine uygunsa o gece ayın ilk gecesi ertesi günün gündüzü de ayın ilk günü olur. Yani yeni ay ve gün güneşin batış vaktiyle olur. İki açı şartlar bakımından uygun değillerse (güneş battıktan sonra hilâl doğarsa veya hilâl güneşten önce batarsa) bu durumda ramazan başlangıcını tespit etmek için ertesi günü değerlendiririz.

Güneş ve ayın batış vakti her ikisi de batış vaktine göre ramazanın başlangıcının ilk gecesidir ( Zeval vaktine göre ise ayın başlangıcından önceki gecedir).

Güneş ve ayın batma vakti ve hilâlin doğma vakti zeval vaktine göre hesaplandı.

Şunu hatırlayalım İslam fıkhına göre gün, güneşin batmasıyla başlar, gün batımından önce de sona erer, yoksa gündüz saat 12:00 veya gece yarısında başlamaz. Biz bunlardan birincisine “et-tekvîmü’l-gurûbî ikincisine ise et-tekvîmü’z-zevâlî” deriz. Buna binaen, hilâl güneşin batmasıyla beraber yahut güneş battıktan sonra akşam 11:59’da doğarsa, sonraki batan günde doğduğu kabul edilir. Güneşin ve ayın bir önceki astronomik hesapları alınmaz. Örneğin güneş akşam 5:39’da batsa, hilâl de 1.12.1967 tarihinde akşam 7:11 doğarsa yani hilâl güneşin batışından sonra doğarsa; bu durumda 1.12.1967 tarihindeki günün güneş ve ay hesaplamalarını dikkate almayız; 2.12.1967 hesaplamalarını dikkate alırız.

İkinci örnek: hilâl 5.2.1962 gününde sabah 3:11’de doğarsa bu durumda aynı günün güneş ve ayın batış zamanını ve açılarının hesaplamalarını dikkate alırız.

Son bir örnek; hilâl 15.1.1964 günü akşam 11:44’te doğarsa bu durumda ertesi günün 16.1.1964 tarihindeki güneş ve ayın batma vaktini ve açı hesaplarını dikkate alırız. Çünkü bütün bu hesaplar zeval vaktine (et-tekvîmü’z-zevâlî) göre tamamlanmıştır. et-tekvîmü’l-gurûbî ve et-tekvîmü’z-zevâlînin dünyada esas alınan iki farklı standart olduğunu bu satırların yazarı tarafından kabul edilmektedir ancak bunları icat eden yazarın kendisi değildir.

6. Hilâl ayın resmî olarak başladığı gün doğmuştur.

7. Hilâl ayın resmî olarak başladığı günden iki gün önce doğmuştur.

8. Bu değerlendirmede istenilen rakamlarla ilgili yakın hesaplamaları zikredeceğiz. Ayın ufuktan yükseklik açısı 5° aşağı güneşten ayrılma açısı da 7° veya daha büyükse veya tam tersi; ayrılma açısı 7° az, yükseklik açısı 5° veya daha fazlaysa, hilâl da ufukta 20’ daha fazla bir süre kalırsa ki bu şartlar ilgili süreçte yapılan ilanlardan sadece birinde olmuştur.

9. 9.1.1997 günü (h. 1 Ramazan 1417) ayrılma (infisal) şartları gerçekleşmemiştir. İstenilen 7° iken mevcut infisal 6° 45’ (altı derece kırkbeş dakikadır) yani istenilenden 15 açısal dakika daha azdır. Ancak hilâlin ufuktan yükseklik açısı istenilenden daha büyüktür (5° 24’). Hilâl ufukta 29’ kaldı. Fakat ayın parlak yüzü (ayın evresi) %0.45 idi. Bütün bunlara rağmen 10.01.1997 günü ramazan başlangıcı olarak kabul ettim. Zira neredeyse 9 Ocak’ta bütün şartlar gerçekleşmiştir. Şunu kesinlikle biliyorum ki; burada söz konusu günün her iki açının geriye sayılarak tespitine dayanarak ramazanın başlangıcı olarak tespitime itiraz edenler olacaktır. Bu iddia doğru olabilir ancak bu hususta herhangi bir kimsenin uyması gereken sınır hangisidir?

Önceki çizelgenin hesaplamalarında, “TheSky6 Professional Astronomy Software Version 6.0.0.33, year 2005” programı kullanılmıştır.

Adnan Abdülmün’im el- Kâdî, Suudi Arabistanlı ilim adamı.

Tercüme: İbrahim İlhan, DİB, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı.

Ümmü’l-Kurâ takvimiyle ilgili bilgiler şu kaynaklardan alınmıştır: Zeki Abdurrahman el-Mustafa, Yâsir Abdurrahman Hâfız’ın “II. İslam Astronomi Toplantısı: İslamî Astronomik Uygulamalar, “ Ümmü’l-Kurâ Takvimi: Suudi Arabistan’da Güvenilen Takvim” 29-31 Kasım 2001 Amman, Ürdün; Yrd. Doç. Dr. Abdullah Sadahan, “Ümmü’l- Kurâ Takvimi”, Hakemli Mevsimlik Dergi, sene 30, sayı 3 s. 35-52, Melik Abdülaziz Vakfı.

Hicrî güneş yılı terazi ile başlar ve başakla biter. Ayların başlangıcı dört mevsime uyumludur: Terazi ( 23 Eylül) Sonbahar, Akrep (23 Ekim), Yay (22 Kasım), Oğlak (22 Aralık), Kova (21 Ocak), Balık (20 Şubat), Koç (21 Mart) İlkbahar, Öküz (21 Nisan), İkizler (22 Mayıs), Yengeç (22 Haziran) Yaz, Aslan (23 Temmuz), Başak ( 23 Ağustos).

“Medine Dergisi”, sayı, 15149, Perşembe, 14.10.2004 / (h. 30.08.1425), s. 3.

Suudi “Vatan Dergisi” sayı 1473, Salı 11.10.2004 ( h. 27, 8. 1425), s. 10.

H. 1380-1424 yılları arası ramazanın başlangıcı konusundaki çalışma tamamlanmıştır. Yazar ve araştırma merkezi tarafından yapılan resmî protokol ve 19.7.1425 tarih, sayı 110.10 “Ukâz Araştırmalar, İncelemeler ve Basın Yayın Teşkilatı” tarafından Suudi Arabistan’da ilan edilmiştir. DrAbdülmecid Tâşkendî, Teşkilat Müdürü.

Ramazan ayı kamerî bir aydırDört mevsim dünyanın güneş etrafında tam bir dönüşüne dayanır. Yani her bir mevsimin ayları güneş aylarıdır. Güneş ve ay senelerinin farkı şudur ki; kamerî ay şemsî aydan 10.87511 gün daha azdır. Tropikal şemsî sene, 365.2421896698 gün iken kamerî sene, 354.3670662372 gündür. Ek olarak iki sene arasındaki fark (yaklaşık olarak sadece iki hane) 354.36-365.24 gündür. Başka bir hesapla 365.24 ÷ 10.88 = 33.58 bu güneş ve ay dönüşü arasındaki farktır ki o günde karşılaşırlar. Başka bir ifadeyle Ramazan 27 Kasım 2000 (h.1379; 6 Yay 1421) başlasa 34 kamerî yıl sonra (yaklaşık olarak 33.58 şemsî sene) 22 Kasım 2033 ( h. 1421, 26 Akrep 1455) denk gelir. Miladî tarihi hicrî tarihe çeviren programlar var. Ayrıca aşağıdaki kitabın 12. bölümüne bak:

P. Kenneth Seidelmann Ed., Explanatory Supplement To The Astronomical Almanac, (Mill Valley, California: University Science Books, 1992), pp. 576, 580-584, 589-591, & 603-605.

10 Ocak 2005 (29.11.1425) Zilhicce ayında hilâli gördüklerini iddia eden iki şahıs hakkında Yüksek Yargı Organı şunları söylemiştir: “ Onlar adamdır, çocuk değillerdir. Koyun ve deve çobanı olan bu kişilere ayın hali gizli kalmaz.” 17.1.2005 (12.7.1425) Pazartesi, “Ukâz Dergisi”, sayı 14023, s.1. Bu iki şahsın yaptığı şahitlik imkansızın görüldüğünü iddia eden bir şahitliktir. Çünkü hilâl, pazartesi günü güneşten önce batmıştırBuna binaen iddia edilen günde hilâlin Asya, Afrika, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın tamamında görülmesi mümkün değildir. Konseyin kabul ettiği ve açıkladığı standart ve kriter işte budur.

Prof. DrAbdülvehhab Şüleyman, Ümmü’-l-Kurâ Ünv. Hukuk Fak. eski dekanı, Suudi “Heyet-i Kibâr-i Ulemâ” Konsey üyesi, Suudi “Vatan” dergisiyle yapılan bir röportaj, 9.2.2005, (30.12.1425) Çarşamba, sayı 1594, s. 26

Ru'yet-i Hilal
ASTRONOMİK ARAŞTIRMA: H.1380-1425 YILLARI ARASINDA SUUDİ ARABİSTAN’DA RAMAZAN AYININ BAŞLANGIÇ GÜNÜNÜN RESMÎ VE ASTRONOMİK OLARAK KARŞILAŞTIRILMASI
10:23
34:23