Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

BİZİ DOSDOĞRU YOLA İLET

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol...”

(Hûd, 11/112)

“Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.”

(Fâtiha, 1/6-7)

Dosdoğru olmak; kaybolmamaktır, çünkü doğru adresi, doğru yolu tercih eden şaşmaz, dara düşmez, ne yapacağını bilemez hâlde kaybolmaz. Yönü bellidir, yüzü hedefe dönüktür. Zaman zaman yorulur belki ama muammaya dönüşmez gayreti. Yol da yön de belli olunca zarar etmez, her gayret kâra dönüşür. Zaten düz ve doğru yol varken, eğri ve yanlış yollara sapmak da akla zarar değil de nedir? Akılsız başın cezasını da ayaklar çeker derler ya sadece ayaklar mıdır bedeli ödeyecek olan, düşünmek lazım gelir. Bu yolun zararı bir mahviyetken, kârı ukbâya uzanır. Takatince gayret, ilahi müjdeyi davet eder. “Şüphesiz, Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.” (Fussilet, 41/30) Ne mutlu bu müjdeye kavuşanlara...

Dosdoğru olmak, her şeyden öte kendinle örtüşmektir. Kendini kendine yabancılaştırmadan, kendin olmaktır. Özde sözde bir ve bütün olmaktır. Sözde ihlas için, kalbi ihya etmektir. “…Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır. O sağlam (salah) olursa bütün beden sağlam olur ama bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat edin! O et parçası, kalptir!” (Buhârî, Îmân, 39) ikazının ehemmiyetine kulak verip icabını yerine getirmektir. Özdekini söze verip, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” (Saff, 61/2) ayetinde uyarılanlardan olmamanın hafifliğini yaşamaktır. Aldattığını zannederken, aldanışın girdabında fena bulmamaktır ki o ne büyük bir aldanıştır.

Dosdoğru olmak, yerden göğe tüm âlem-i ekbere güven vermektir. Canlıyı da cansızı da incitmekten imtina etmektir. Dimdik ve sapasağlam duruşla, sırt olmak, sığınak olmaktır. Sevenin de sevmeyenin de inkar edemeyeceği şekilde o “emin”dir denilerek vasıflananlar zümresine dâhil olabilmektir. Kendisinden nasihat isteyenlere “Allah’a inandım de sonra da dosdoğru ol” (Müslim, Îmân, 62) diyen Peygamberimizin (s.a.s.) sözlerini yola rehber etmektir. İnandım diyenin dosdoğru bir hayatla, inandığını yaşaması gerektiği bilincini kuşanmaktır. Bir nevi güven vermek, inanan insanın inandığını söylemesinin ispatı ve sağlamasıdır. Hikâyede anlatılır ki; devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş bir adama rastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş. Bedevi adama içmesi için bir kap su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış. Bunun üzerine bedevi, deveyle kaçan hırsız adamın arkasından bağırmış “Tamam, deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!” Bu isteği tuhaf bulan hırsız adam biraz duraklayıp, geri dönmüş ve neden böyle dediğini sormuş: “Eğer anlatırsan, demiş bedevi, bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce kimseye güvenip de yardım etmezler.” Güven, sadece ferdin değil, toplumun da değeridir. Dosdoğru ve güvenilir olmayan her ferdin ameli, toplumun rengini bozar.

Dosdoğru olmak, kişinin gölgesinden bile sorumlu olduğunu unutmamasıdır. Eğri olanın gölgesinin de eğri olacağını bilip, gelecek kuşakların bize emanet olduğunu hatırdan ırak etmemektir. İnsan olmanın harcını bize miras bırakan emektar büyüklerimizin emeklerini zayi etmeden, önce emaneti kendimizde taşıyıp, sonra halefimiz olan kuşaklara aktarmak vazifesinin de uhdemizde olduğunun bilincinde olmaktır. İnsan bu vazifeye sadık kalıp halifelik vasfıyla ayak bastığı arza doğru güzel izler bıraktığında, amel defterine de fena bulmayacak ameller yazılacağının tesellisine kavuşur. Hâl böyle olunca, insan karınca misali taşınan suların, yolda olmak hatırına Rahmân’ın rahmetiyle adresi bulacağına inanır ve ümidini kesmez “Yâ Hak” der ve yola devam eder.

Dosdoğru olmak, sınav günü tam tekmil hazırlanmış öğrencinin hafifliğini ve huzurunu yaşatır. Hesabını güzelce tutan, muhasebe günü terlemez. Doğru ve hak yolda, hardal tanesi kadar bile olsa, saklı da olsa gizli de olsa yaptığının adilce verileceğinin ferahlığı kuşatır doğru olanı.

Dosdoğru olanın ne gönlü ne zihni yorgundur, gizlisi saklısı yoktur. Açık ve nettir. Kuytularda saklamaya çalıştıkları ayaklarına dolanmaz. Ne varsa aşikâredir, alnı açık, gönlü rahattır. Hatası varsa kabul etmekten çekinmez, dolambaçlı değildir işleri. Prangaları yoktur, ne başkalarına şüphe olur yaptıkları ne de kendine endişe. Gözden gönülden düşürmez söyledikleri ve yaptıkları. Varlığı ferahlık sebebidir bulunduğu yere. Ferah olur, refah bulur.

Elbet dosdoğru yol, azim ve sebat ister. Kolaylıkla birlikte zorluk, zorlukla birlikte kolaylık bulunacağı bilgisiyle yola çıkan insana da Rabbin inayetine talip olmak düşer.

Kendine Geç Kalma
BİZİ DOSDOĞRU YOLA İLET
10:23
34:23