Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

NİYE YORGUNUZ BU KADAR?

“İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.”

(Necm, 53/39)

Az giderken uz giderken, dere tepe düz derken, hepimiz yol yorgunlarıyız. Yol bu. Meşakkat var işin hamurunda. Sıcaktı, soğuktu, engebeliydi, düzdü, uzundu, kısaydı diye diye arşınlıyoruz yolları. Mazeret çok, yol ince uzun. Ama varacak olma hâli var ya. İşte yolu sevimli, yorgunluğu katlanır kılan yolun sonunu isteme ve peyderpey yaklaşıyor olma hâli. Yaklaşıyoruz yaklaşmakta olana, bir de biz yaklaşıyoruz durmaksızın. Yorgun, bitkiniz... Ama herkes başkaca yorgun. Kimi hep şekva hâlinde. Omuzları düşmüş, yavaş ve amaçsız bir yol yorgunu. Boşluğu yaşıyor. Rotasız, durgun bir su gibi. Hareket yok ama yorgun çünkü arınamıyor. Durdukça yükleri artıyor, ağırlaşıyor. Varılmak istenen gaye yok, hantal ve zifirî bir karanlık basıyor her yanı. Işıldamıyor demir, pas ruhuna sinmiş. Ufunet gibi bir koku. Dilde yorgunluğa dair uzun uzun nağmeler, dem şekva demi.

Bir de çalışan ama yorgunluğun tatlı yanını yaşayanlar var, dilde şekva değil şükür. Gaye, gayrete el vermiş. Yolun sonu pırıl pırıl bir ufuk. Beli büken meşakkat de olsa doğrulup ufku görmeye çalışacak bir umut hâli var, omuzlar yukarıda. Gülen gözler yola hâkim. Böylesi bir yorgunluk, acı bir kahve gibi. Acı ama hatırı var, keyfi hakeza. Hasılı, çalışmadan yorulanlar kadar, çalışıp yorulanlar da var. Çalışıp yorulanlar, yorgunum demeye fırsatı olmayanlar...

Hayatta olmanın emaresi hareket... Bir şey hiç hareket etmiyorsa hayatta olup olmadığından şüpheye düşeriz. Nitekim canlı olan, yaşayan her şey canlılık belirtisi olarak hareket eder. Gün geceye döner, gece güne. Bitki tohuma durur, çiçek açar meyve verir, yaprağını döker, durmaksızın deveran eder hayat. Öte yandan kalp durmaksızın çarpar, mide öğütür hiç şikâyet etmeden, isyan etmeden... Her harekette birbirini onarır canlılar. Bir nevi her çalışma iyileşme ve iyileştirmektir. Rabbimiz, “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm, 53/39) buyuruyor. Çalışan, çalıştığını yaşar. Çalışmadığı gün insanın boşluk hissi yaşaması boşuna değildir yani. Ama herkes kendi meşrebince yol alır bu hayatta. Herkesin çalışmasının semeresi başkacadır. Çünkü herkes Rabbin düzeninde, başkaca bir boşluğu doldurur tabiatıyla ve gayretiyle. “Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.” (Leyl, 92/4) buyurduğu gibi Rabbimizin, herkes müşterek bir tablonun tamamlayıcısı gibidir. O yüzden tam ve mükemmel olma iddiası hep mesnedsiz kalır. Herkesin mizacı meyyali bambaşkadır. Bu Rabbimizin kurduğu hikmetlerle dolu düzenin bir sonucudur. Herkes çalıştığının sonucunda varır bir yerlere ama aslında bu herkesin çalışmasıdır. Bir kişinin üretmesi, çalışması şahsına ait vazifeyi ifa etmesi anlamına gelir ama herkes birbirinin çabasına da muhtaçtır. O yüzden tam ve mükemmel olmaktan dem vurmak, kendine yeteceği sanrısına kapılmak da başkaca bir yorgunluk hâlidir. İnsan, insanın çabasıyla onarılır, nasıl ki gece gündüzle, gündüz geceyle, toprak yağmurla, yağmur toprakla onarılıyorsa, fakr içinde istiğna etmeden vazifelerini ifa ediyorsa kevnî ayetlerden alacak çok öğütler vardır insanoğluna.

Kayığındaki küreklerin birinde “inanmak”, diğerinde ise “çalışmak” yazan yaşlı bir kayıkçının kendisine neden küreklerde bunlar yazıyor diye soranlara dediği gibi; “Nehri karşıdan karşıya geçmek için her iki küreğe de ihtiyaç vardır. Çalışmaksızın inanmak veya inanmadan çalışmak, sizi olduğunuz yerde döndürür durur. Yaşam yoluna da tek kürekle çıkmak, nehri tek kürekle geçmekten farksızdır. Yerimizde döner durur, hiçbir yere gidemeyiz.” İnsan bu hayata âdeta didinmek, üretmek hem dünyasını hem ahiretini mamur etmek için gelmiştir. Kulluk vazifesini ifa ederken insanın mizacı, meşrebi doğrultusunda, faydalı ve hayırlı işlerde gayret içinde olması “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” (İnşirâh, 94/7) ayetiyle de tavsiye edilmiştir. Suyu düşünmek, susuzluğu gidermez. Odunu düşünmek, insanı ısıtmaz. İnsanın da bir şeyi sadece düşünmesi ve istemesi insanı hedefine ulaştırmaz. Muvaffak olmak için, gayret ve inançla yolları geçmek gerekir. İnsanın istiğna etmeden, inançla yolda yürümesi yormaz, iyileştirir. Büyüklerin hayatlarından süzülmüş hakikatli bir söz vardır: beden yorgunluğu geçer, yeter ki gönül yorgunluğu olmasın. Beden yorgunlukları, yapılan işin hatırına sevdirir kendini, gönül yorgunluğu yol yorgunu eder insanı. Yollar da yorgun insan işi değildir vesselam...

Kendine Geç Kalma
NİYE YORGUNUZ BU KADAR?
10:23
34:23