Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

HAKİKİ KARDEŞLİĞİN İZİNDE

“Kul kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur.”

(Müslim, Zikir, 38)

Huzeyfetu’l-Adeviye anlatıyor: “Yermük Savaşı’nda amcamın oğlunu bulmak için dolaşıyordum. Yanımda bir miktar su vardı. Kendi kendime eğer ona rastlarsam bu suyu ona içirir, yüzünü silerim diyordum. Bir de baktım onun yanındayım. “Sana su vereyim mi?” dedim. Evet diye işaret etti. Tam kendisine su verecekken öbür yandan birisi “su” diye inledi. Onu duyan amcamın oğlu “Suyu ona götür.” dedi. Hemen ona doğru koştum. Bir de baktım o su isteyen Hişam b. el-As imiş. “Sana su vereyim mi?” dedim. Daha cevap vermesine zaman kalmadan öbür taraftan birisinin “su” diye inlediğini duyduk. Kendisi hiç içmeden “Suyu ona götür.” dedi. Ben de hemen onun yanına koştum. Yanına vardığımda ölmüştü. Bari Hişam’a yetiştireyim dedim. Yanına geldiğimde o da ruhunu teslim etmişti. Hiç olmazsa amcamın oğluna su vereyim dedim. Yanına geldim ki o da ölmüştü.” (Kandehlevî, Hayatu’s-Sahabe, 1/308)

Yermük Savaşı’nda yaşanan bu hadise, mümin kardeşliğinin, Allah rızası için sevmenin ve değer vermenin hangi boyutta ve nasıl yaşanması gerektiğine dair çok çarpıcı bir manzara sunar bize. Son nefes, son an, son istek. Değeri biçilmez, pahaya dönüşmez bir dem. Ancak onlar, son deme ferahlık verecek ihtiyaçlarını giderebilecekken, kardeşini kendine tercih ederek, hiçbir gölgenin bulunmadığı gün, Allah’ın arşının gölgesinde ferahlanacakları mükafata talip oluyorlar. Bugün, bölüşülemeyen miraslar sebebiyle kardeşine arkasını dönenlerin, kan bağını kan davasına feda eden akrabaların, menfaate yenik düşmüş dostlukların, komşusunun hukukuna riayet etmeyenlerin ve daha nicelerinin şahitliğini yaparken, îsâr ahlakı ile ahlaklanmış bu üç sahabinin örnekliğine ne kadar ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Mümin kardeşliğinin yegâne sebebi, iman birliğidir ve kardeşlik hukukunu tesis eden muhabbetin kaynağı ise Yüce Rabbimizdir. “Hiçbiriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe olgun mümin olamaz.” (Buhârî, Îmân, 7) şeklinde ifade olunan hadis hakiki imana, îsâr ahlakını kuşanarak varılabileceğini göstermektedir. Allah (c.c.) Vedûd’dur, sevendir, sevmeyi verendir ve sevmeye en layık olandır. Allah’ın yarattığı her şeyi Allah için sevmek, Allah’ın dinine hizmettir. Bencillik ve menfaatperestlikten kurtulmanın çaresidir de bu aynı zamanda. Sevmenin ve vermenin lezzeti zamanla insanı, kendi bitmez tükenmez ihtiyaçlarından uzak kılar. Doymayan nefsin tutsak kıldığı mutsuzluk girdabından çıkarıp, ülfet ve muhabbetin getirdiği huzur iklimine ulaştırır.

Bir gün bir ermişe sevgiyi gerçekten yaşayan bir kişi ile onu dilinden kalbine indirmemiş olan bir kişiyi birbirinden nasıl ayırt ederiz diye sormuşlar. Ermiş bakın göstereyim demiş. Önce sevgiyi sözde yaşayan kişileri çağırarak onlara sofra hazırlamış. Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar ve içinde derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş. Ermiş davetlilere kaşıkların ucundan tutarak yemeleri gerektiğini söylemiş. Davetliler, çorbaları içmeye çalışmışlar ama kaşıkların sapları o kadar uzunmuş ki, çorbayı dökmeden ağızlarına götürmeyi bir türlü becerememişler. En sonunda sofradan öylece aç kalkmışlar. Bunun üzerine ermiş; “Şimdi sevgiyi gerçekten bilenleri yemeğe çağıralım.” demiş. Bu defa yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar sofrada yerlerini almışlar. “Afiyet olsun” denince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp karşısında oturan kardeşine uzatarak ona çorba içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan şükrederek kalkmışlar. Ermiş yanındakilere dönerek “İşte, kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Gerçek pazarında daima alan değil, veren kazançtadır.”

Kendine Geç Kalma
HAKİKİ KARDEŞLİĞİN İZİNDE
10:23
34:23