Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

KÖTÜYLE KÖTÜ MÜ OLALIM?

“ ‘Herkes iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız, herkes zulmederse biz de zulmederiz.’ diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis kendinize iyilik yapanlara karşı iyilik yapmayı, kötülük yapanlara karşı ise zulmetmemeyi kendinize ilke edinin.”

(Tirmizî, Birr, 63)

Dostundan, akrabasından, ailesinden kötülük gördüğü için, aynı yolla mukabele etmeyi tercih etmesi, insanı muaf kılar mı sorumluluğundan? Ya da gelmediği için gitmemesi, aramadığı için aramaması, sevmediği için sevmemesi... Şu pazarlık denen şey ilişkilere de uyarlanabilir mi? Her harekete bir fiyat biçip aynıyla mukabele etmek kurtarır mı hesabı? Karşıdan gelen her yanlışa bir bedel giydirmek bizim işimiz midir? Matematiksel hesaplar, ilişkilerin sonuçlarını doğru verir mi? Sen iki ver ben de iki vereyim sonuç dört eder mi? Ya da sen verme ben dört veririm, sonuç yine dört müdür? Nedir ki bunun ölçüsü? Sağlaması var mıdır? Daha nice sorular... Peki cevap nedir?

“…Kötülüğü en güzel şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet, 41/34)

Cevap, aklın hesapları, kalbin işleyişine denk düşmüyor. Kalp hesap tutmuyor. Kötülüğün savılması, iyiliğin hesapsız olma sırrında saklı. Menfaatlerin gölge etmediği, kalbin en derin ve safi duyguyla hareket ettiği iyilikte. Bedel beklemeden, fiyat biçmeden, hesap yapmadan vermekte. İnsan öyle bir varlık ki, suya hasret boynu bükük çiçek gibi, iyiliğe ihsana hasret bir kalbe sahip. İki verince iki vermiyor, bir bereket var bu işte. Çorak bir toprak suyla buluştuktan sonra çiçeklerle nasıl bezenirse, insan da aynıyla kaim. Fıtratın sahibi, en iyi bileni Rabbimiz, yol gösteriyor, kalplerin ısınmasının formülünü veriyor, bereketi isteyenlere anahtar veriyor. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de berekete açılan bu kapının mihmandarlığını yapıyor bizlere. Dokunduğu her kalp, ihsanın bereketiyle buluşuyor.

“ ‘Herkes iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız, herkes zulmederse biz de zulmederiz.’ diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis kendinize iyilik yapanlara karşı iyilik yapmayı, kötülük yapanlara karşı ise zulmetmemeyi kendinize ilke edinin.” (Tirmizî, Birr, 63)

İyiliğe karşılık vermek kolay, imtihanın sırrı kötülüğe karşı duruş belirlemekte. Bir tartışma esnasında hasmı İmam-ı Azam’a bir tokat vurmuş. Bunun üzerine İmam-ı Azam sinirlerine hâkim bir şekilde şöyle demiş:

“Senin bu hareketine aynı ile mukabele edebilirdim ama etmeyeceğim. Seni halifeye şikâyet edebilirim, bunu da yapmayacağım. Seni Allah’a havale edip ahirette davacı olmayı ve hakkımı almayı dileyebilirim fakat bunu da yapmayacağım. Sadece sorulursa cennete sensiz girmek istediğimi söylerim.” demiş. İmam-ı Azam’ın bu hassasiyeti karşısında adam duygulanmış ve ağlayarak eline kapanmış. İmam-ı Azam, “Ağlamana hiç gerek yok ben seni zaten baştan affetmiştim.” demiş.

Kötü duygular ayrık otu gibi istenmese de sarar benliği. Karşı durmak, direnç göstermek zordur. İstila ruhludur. İyilik ise besleyince, bakınca, sevince ve gerçekten şefkatle sarınca büyür. Bahçeye özenle dikilmiş fideler gibi, çiçekler gibi. İstila ruhlu ayrık otlarından kurtulmanın en iyi çaresi ise, bahçeyi özenle ve sevgiyle dikilmiş fidelerle donatmaktır. İyilik ve kötülükteki durum aynı buna benzer. Kötülüğe davet eden duyguları def etmenin en iyi ve etkin yolu, iyi duygulara gayretle ve özenle yer açmaktır. İyiliğe çağıran duyguları, iyiliği artırarak beslemektir. Çünkü insan iyilik yapmaya en layık olandır.

Kendine Geç Kalma
KÖTÜYLE KÖTÜ MÜ OLALIM?
10:23
34:23