Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

SAYMAKLA BİTMEZ NİMET

Kur’an’da “…Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, sayamazsınız…” (İbrâhîm, 14/34) şeklinde ifade olunan hakikat, insan için şükür kapısından ayrılmamasını tembihleyen bir hakikattir aslında. Yokluğuyla sınanmadığı nimetin farkında olma acziyeti yaşayan insana rahmani bir uyarıdır. Her bir yanı, yönü nimetlerle donatılmış insandan, nimet kıymeti bilmesi istenir. Nimete karşı alışkanlık, körlük sebebi olmamalı, nimetin ayırdında olmalıdır insan. Zamanın evveli için anlatılan bir hikâye vardır.

Padişah vezirini huzuruna çağırarak sorar: “Bana hizmet eden hizmetçimin hayatta benden daha mutlu olduğunu görüyorum. Acaba sebebi nedir? Hâlbuki onun hiçbir şeyi yok. Ben ise padişahım, her şeyin sahibiyim ama onun kadar huzurum ve keyfim yok.” Bunu işiten vezir cevap verir: Ey Padişahım, siz ona 99 kuralını uygulayın! Padişah bu kural nedir, diye sorar. Gece bir torbaya 99 altın koyup kapısına bırakın ve üzerine de “Bu 100 altın sana hediyedir.” yazın sonra kapısını çalın ve olanları izleyin. Padişah merakla vezirin anlattığını yapar. Hizmetçi kapıyı açar, sağına soluna bakar ve altınları alır. Heyecanla altınları sayar lakin bir tane altının eksik olduğunu görünce “Galiba dışarıda bir yere düştü.” diyerek çoluk çocuğuyla kayıp altını aramaya koyulur. Gece boyunca kayıp altını ararlar, bakmadıkları sokak kalmaz. Hatta boş arazilere, sokaklardaki eşyaların bile altlarına bakarlar ama nafile. Eksik altını bulamadıkça baba, çocuklarını azarlar hatta bir ara onlara saldırır hâle gelir. Ertesi gün olur, hizmetçi kederli, suratı asık, keyifsiz, her hâlinden şikâyetçi bir tavırla gelir padişahın huzuruna, eski huzurundan eser yoktur. Bütün gece uyumamış kayıp altını aramıştır. Böylece padişah 99 kuralının anlamını öğrenmiş olur.

Hizmetçi daha eline geçmemiş mülkün eksikliğinin verdiği hüzün ve perişanlığı yaşayadursun, biz hissemizin peşine düşelim. Peygamberimizin (s.a.s.) tam da insanın bu acziyetine yenik düşmemesi için verdiği bir formül vardır: “(Şayet) biriniz, mali imkânlar bakımından ve bedenen kendisinden daha iyi durumda olanlara (imrenip) bakacak olursa; bir de (bu yönlerden) kendisinden daha kötü durumda olanlara baksın!” (Müslim, Zühd, 8) Bu formül öyle bir yol haritası çizer ki insana, hani bir tecrübi bilgi vardır; bildiğin yol, her zaman en kısa ve en güvenli yoldur diye. İşte tam da bu kabîlden insan elindeki bildiği, gördüğü nimete rıza göstermelidir ki en kısa ve güvenli yoldan hedefe varabilsin. Elinde olmayan nimetin perişanlığını, şekvasını, huzur ve sükûnetinin katili eylemesin. Alışageldiği ama elinden çıkıp giderse yaşayacağı fakrı düşünerek, var olanın varlığındaki ferahı solusun. Varlıkta darlığa sebep, nefis canavarını susturup, Elhamdülillah diyen kalbinin gölgeliğinde sayelensin ki, Rabbin vaadine erişebilsin ve ikazından da emin olabilsin: “…Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrâhîm, 14/7)

Kendine Geç Kalma
SAYMAKLA BİTMEZ NİMET
10:23
34:23