Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

OKUDUK MU?

“İçinde Kur’an’dan hiçbir şey bulunmayan kişi harabe eve benzer.”

(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 18)

Harabe evin kapısı olmaz, bacası tütmez. Soğuk ve ürperticidir. Yıkılmaya mahkûm bir araf hâli yaşar. Ayakta duracak mecali yoktur, virane bir hâlde yok oluşu bekler. Umut vermez, neşe katmaz, sarıp sarmalamaz. Neresinden baksan karanlık ve biçaredir. Terk edilmiş olmanın acısı süzülür kırık dökük pencerelerden. Adrese gelenler huzur ararlar karanlık boşlukta ama heyhat. Harap ve viran olmak; aydınlık varken, karanlıkta kalmak, sıcaklık varken buz tutmak gibi zor ve ziyan bir iştir. “İçinde Kur’an’dan hiçbir şey bulunmayan kişi harabe eve benzer.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 18) buyurulur hadiste. Hayat rehberi, ilahi kelam Kur’an-ı azîmüşşân ile tezyin olmamış bir ruh Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) ifadesiyle harabe bir yapıya benzetilir. İlahi kelamın ismi, ruhun en derununda binler hikmeti yeşerten nuruyla, en-Nûr olarak geçer. İttifakla ve tevatürle hiç değişmemiş ve değişmeyecek olan ilahi kelam, her okuyuşta binler hikmetle çıkar karşımıza. Aynı ayet, aynı ifadeler başkaca iklimleri yaşatır ruhumuza. Teselli eder, huzur verir, ihtar eder, sevindirir, hüzün verir, korkutur... Dünya hayatının binbir tonunu, renkleri birbirine karıştırmadan yaşamaya sevk eden ilahi bir kılavuzdur Kur’an. Dünya hayatının çıkmaz sokaklarını aydınlatır, yol yordam öğretir. Her bir lafzı mucizelerle dolu olan Kur’an’la hikmet yolculuğuna çıkmak, ruhu harap olmaktan korur. Harabe ev yerini sıcacık bir yuvaya bırakır. Elbet bütün bunlar, Kur’an’a verilecek emekle, sevgiyle gayretle mümkündür. Kapılar önünde beklemekle açılmaz, bunun için önünde beklediğin kapıya ait anahtarı çevirmek gerekir. Kur’an da anahtarsız kapılar misali çantaların, dolapların, rafların ardında durmakla açmaz kendini. “İkra” diye başlayan ilahi mesaj çok açıktır. Ayete muhatap olup buna gönülden tabi olan ve oku (anla)yan insan, kapı önünde kalmaz, içeri alınır. Sağlam niyet ve gayretle yakınlaşmak bu kapının anahtarıdır. İstikamet üzere irtibatı sıcacık tutmak gerekir ilahi kelamla. Her gün az da olsa öz, teenni ve tefekkürle ilahi kelamı ruha katmak gerekir. “Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr, 59/21) Ayette kesif bir örnekle mesajın da vazifenin de ne denli büyük olduğu vurgulanır. İnsan en şerefli varlık, en özel mertebede halifelik ile muvazzaf, bununla birlikte mesuliyeti dağların bile taşımaktan çekindiği kadar büyük. Çünkü insan Rabbin teklifinin muhatabı, Rabbin sonsuz nimetlerinin emanetçisi. Bu vazifeyi layıkınca ifa edebilmenin yegâne yolu ise, büyük mesajı iyi okumak, anlamak, tekrar okumak, vazgeçmeden idrak etmeye çalışmak. Merhum şair Mehmet Akif’in de dediği gibi asıl mesele yaşarken, vakit varken ve vazife elden gitmeden, ilahi kelamla hemhâl olmak. Mananın kaydında olarak, nefes alan ruhun nefesi olabilecek ilahi kelamı ihmal etmeden okumak. Şifa ve rahmetin kaynağını mühlet bitmeden kana kana içmek.

“Lafzı muhkem, yalnız anlaşılan Kur’an’ın;
Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mananın,
Ya açar Nazm-ı Celil’in bakarız yaprağına;
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına,
İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkiyle bilin;
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.”

Mehmet Akif Ersoy

Kur’an; öğüttür, şifadır, rehber ve rahmettir.

“Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.” (Yûnus, 10/57)

Kendine Geç Kalma
OKUDUK MU?
10:23
34:23