Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

ÖLÇÜYÜ KAÇIRIRSAN DENGEYİ BULAMAZSIN

İnsan, ne Allah’ın af ve mağfiretinden ümit kesmeli ne de ilahi azaptan emin olmalı; ümit ve korku arasında bulunmalıdır. Nasıl ki musikide makamı iyi bir seyir ile icra edebilmek için karar seslerini yerinde uygulamak gerekirse, ruha şifa bir hayat için durulması gereken denge mahallinin iyi bilinmesi gerekir. Çünkü denge kurtuluştur, hayattır. Hayata canlılık vasfını veren, hayatı canlı, diri ve neşeli kılan denge hâlidir. Her ne var ise âlemde denge ve ölçü üzere yaşar. Suyu fazla kaçmış çiçek çürür, unu fazla kaçmış hamur kaskatı kesilir, tuzu fazla kaçmış yemek yenmez, düzeni bozulmuş insan çöker, yemi fazla yemiş hayvan ölür. Hayy olan Yüce Allah, yarattığı ve hayat verdiği her şeye, her zerreye hassas bir ölçü ile kıvam vermiştir. Bu denge üzerine kurulmuş hayatı emanet alan insandan da kurulmuş düzen içinde kıvamı bozmadan, ölçüyü kaçırmadan yaşaması ve yaşatması istenir. İman, ahlak ve amel üçlüsü denge ile inşa edildiğinde, insan külli ahengin içinde yerli yerince bulur cüzünü. Küçük âlem büyüğü yaşatır, büyük âlem küçüğü. Yekpare olur her ne var ise âlemde. Feda edip de fena olmak değil, hakkını verip bekayı bulmaktır mesele. Günlük işlerimizde bile denk geldi deriz, koyacağımız kabın koyduğumuza denk gelmesi bile bir anlık ferahlık verir bize, gençler birbirine ne de güzel denk düştü dengi dengine derken huzur buluruz bu denklikte. Kıvamı tutmuş işler denk gider, huzur verir bize. Dengenin ve ölçülü yaşamanın yegâne örneği Peygamberimiz (s.a.s.), bir şeyi başka bir şeye feda etmekle değil, her ne ise o şey tam manasıyla hakkını teslim etmekle dengenin kurulabileceğinin yolunu açar bize.

Hz. Enes’in bildirdiğine göre üç sahâbî Hz. Peygamber’in (s.a.s.) eşlerine Peygamber’in ibadetlerini sorarlar; Peygamber Efendimizin (s.a.s.) hanımları onun ibadetlerini bildirince kendi ibadetlerini azımsayıp, “Biz nerede Hz. Peygamber (s.a.s.) nerede? Hâlbuki onun geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanmıştır.” derler. Bunun üzerine biri, “Geceleri hep namaz kılacağım.”, İkincisi “Ömrüm boyunca oruç tutacağım, oruçsuz günüm olmayacak.”, üçüncüsü ise, “Kadınlarla beraber olmayacağım, hiç evlenmeyeceğim.” der. Bu sahâbîlerin sözlerini duyan Peygamberimiz (s.a.s.) yanlarına gider ve onlara, “Şöyle şöyle diyen sizler misiniz?” diye sorar ve sözlerine şöyle devam eder: “Ben sizin Allah’tan en çok korkan ve O’ndan en çok sakınanınızım. Buna rağmen bazen oruç tutar bazen tutmam, geceleri hem namaz kılar hem uyurum, kadınlarla da evlenirim. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” buyurur. (Buhârî, Nikah, 1.)

Belki hissedar olabileceğimiz bir hikâye bu konuyu daha da berraklaştırır zihnimizde.

Bir genç bir zamanlar mutluluğun sırrını öğrenmek ister. Araştırıp soruşturup bir bilgenin yolunu tutar. Ancak kırk günlük mesafedeki bir köşkte yaşadığını öğrenir. Yollara düşer ve bilgeyi bulur. Bilge, genci güzel bir ziyafetle ağırlar ve isteğini sorar:

“Mutluluğun sırrı” der delikanlı, bana bunu öğret.

Bilge bu sırrı vermeyi kabul eder ve delikanlının eline bir kaşık verir, iki damla sıvı yağı da kaşığın içine koyar.

“Köşkümü bir güzel gezeceksin ancak bu yağı dökmeyeceksin.” der.

Delikanlı köşkü gözünü kaşıktan ayırmadan gezer, döner gelir. Bilge sorar:

“Salondaki Acem halılarını gördün mü, kütüphanedeki şömineyi fark ettin mi, bahçedeki gülleri gördün mü?

Utanan delikanlı, hiçbir şey görmediğini itiraf eder. Çünkü sadece yağa bakmış, hiçbir şeyi fark etmemiştir.

Bilge:

“Öyleyse git şimdi daha dikkatli olarak köşkümün harikalarını gör. Oturduğu evi tanımadan o insana güvenemezsin.”

İçi rahatlayan delikanlı, kaşık elinde gördüğü her şeyi hafızasına âdeta kazırcasına dikkat eder bu sefer, gördüklerini de gelince bir güzel anlatır.

Bilge;

“Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sorunca, kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görür. Bilge der ki dönüp ona;

“Mutluluğun sırrı, dünyanın bütün harikalarını görmektir ama iki damla yağı unutmadan.”

Denge ve ölçü hâlini korumak, Kerîm olan Rabbin sanatlı sarayının şahitliğini yaparken, asıl sorumluluğu ve emaneti unutmadan yol almaktır. “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk, 67/2) ayeti gereğince, sorumluluğu ve emaneti de güzel kılma derdini yola azık kılmaktır.

Kendine Geç Kalma
ÖLÇÜYÜ KAÇIRIRSAN DENGEYİ BULAMAZSIN
10:23
34:23