Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

BİZE DEĞER

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”

(Rûm, 30/21)

Aile olmak demek, kişinin, aczinin farkında olup tamamlanmak üzere, kemal yolculuğunda küreklerden bir diğerini paylaşmaya niyet alması demektir. “Ben” lerle çıkılan yolculukların, tek kürek çekilip, kuyruğunu kovalayan tekneden öteye gidemeyeceği binler tecrübeyle gözler önündedir. Benim ailem, benim zevklerim, benim ihtiyaçlarımdan öte, bizim hikâyemiz diyebilecek olgunluğa erişmeyi gerekli kılar bu kemal yolculuğu. İyilik adına ne varsa eve taşıma seferberliğidir bir nevi aile olmak. Darlığı varlığa, zorluğu kolaylığa, zıtlıkları ahenge dönüştürebilme yeteneğini kazanmanın hayat okuludur. Bütün bunlar kolay olmaz elbet. Bir tabak yemek bile ardında büyük bir emekle önümüze gelirken, dünya nimetlerinin en güzeli olan aile saadetini emeksiz elde etmek istemek, tarlasını ekmeden hasat bekleyen çiftçiden rol çalmak gibidir. “Koşarsan burunlu demiri tarlaya, savurursun harmanı parlaya parlaya.” demiş dedelerimiz. Biçmek için ekmek, almak için vermek, sevilmek için sevmek, affedilmek için affetmek, hoş görülmek için hoş görmek formüllerini şifa niyetine kulağa küpe, kalbe niyet etmek gerekir bu yolculukta... Bir de gönle şifa iyi niyeti, hüsnü zannı yola azık eylemek. Çünkü hayatı paylaşırken kalbi öldürmemek esastır. Kalp duyarsa yaşar, hissederse nefes olur. İyi niyetsiz her yaşanmışlık ziyana sürükler hayat arkadaşlığını ve paydasında buluşulmuş her şeyi.

Yol arkadaşı, yol azığı demişken, yola çıkmak, yolda olmak, harita olmaksızın ne işe yarar ki! Rotası, yönü olmayan bir yolculuk gayesiz bir serüvene benzer... Hâlbuki “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım!” (Tirmizî, Menâkıb, 63) diyen Sevgili Peygamberimizin hane-i saadetlerinden süzülmüş yüzlerce örneği en ince ayrıntısına kadar tartıp biçip farklı açılardan değerlendirip hayata tatbik etmek, yolun haritasını çıkarmak, bu yolculuğun rotasını çizmektir. “Sizin hanımlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi, hanımlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 9) diyerek adaleti ayakta tutan, tarafları mukni kılan, aileyi kuşatıcı değerleri sıkı sıkıya en son demde bile tembihata dâhil eden Peygamberimizin (s.a.s.) uyarıları, insanlığın tertemiz zürriyetleri, yeryüzünün mimarı kılmaları için çok önemli yol işaretleridir. “Müminlerin iman bakımından en mükemmel olanı, ahlakça en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır.” (İbn Hanbel, 40/242) ifadesi, “... aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir.” (Rûm, 30/21) ayetinde de beyan edildiği üzere nikah ile birlikte eşlerin arasına ikram edilen sevgi ve merhamet duygularına karşı şükrü eda etmenin bu yolda fiili gayreti kuşanarak, merhametle muamele etmenin en güzel örneğidir. Eşlerine verdiği değer, onlarla olan istişari diyalogları, hayatın mecbur kıldığı vazifelerde onlara el verip destek oluşu, helallere teşvik noktasında müşfik tavırları, bineğe dahi bindirirken gösterdiği nezaketli tavırları, vefatlarından sonra bile devam eden vefası ve daha birçok değerli örneklik, karanlığı delip yol gösteren nebevi işaretlerdir.

Ailede bazı zamanlar olur, rüzgarlar ters yönden eser, iki kürek yetmez, iki koca yürek de gerekir. Koca dalgalar beliriverir, evvelki mehtaplı geceler karanlığa gömülür. Varlıkta da darlıkta da diyerek başlayan hikâyede, varlık zamanı için verilen sözler kolay tutulur. Sözün özü ise darlıkta belli eder kendini. Allah’ın adıyla emanet almanın imtihanında ter dökmek vardır bu kesif zamanda. Ankebut (örümcek) evleri gibi savrulmadan, bilakis zırha bürünerek direnmek gerekir ki bu da koca iki imanlı yüreğin, sevgiyi de merhameti de kalplerinde var edene yüzünü dönerek “Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân, 25/74) diyerek gücünü ve takatini ondan istemesiyle mümkün olur. İki bambaşka yabancı dünyayı birbirine en yakın hayat arkadaşı kılan Rabbin, kulların vâkıf olamadığı binler hikmeti bilme yolcuğudur bu. Ayette de geçtiği üzere “Mümin bir kimse mümine olan eşine nefret beslemesin; çünkü onun bir huyunu beğenmezse de hoşlanacağı başka bir huyu mutlaka vardır.” (Müslim, Radâ, 61) mucibince bir bakışla olur bu da. Şairin dediği gibi “Yârin cefası cümle vefadır cefa değil / Yâri cefa kılar diyen ehli vefa değil” diyerek küreklere davranmak gerekir. Bu yollar arşınlandıkça cefayı da sefayı da vefayı da harman edip kıymet bilme yeri oluverir aile.

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar...” (Tevbe, 9/71) ayeti gereği, aile olmak demek, kadın ve erkeğin birbirini helal olana davet etmesidir. Helal olan geniş daireyi birbirine hatırlı bir şekilde hatırlatması gerekir eş ruhların. “Zırh” manasına gelen “aile” kelimesi isim olmaktan öte ancak o zaman manayı kesbeder. Hariçten gelecek her zararın isi, tozu dumanı, kapının ardında kalır. Tertemiz bir huzur sükûn eder o zaman oraya. Adı yuva olur, ocak olur, aile olur. Unutmamalı ki, aile dünyaya gelmenin eşiği, insan ve halife olmanın ise beşiğidir ve huzurun solunacağı alternatifi olmayan yegâne kurumdur.

Kendine Geç Kalma
BİZE DEĞER
10:23
34:23