Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

BİLGİNİN HİKMETLE BULUŞMASI: TEFEKKÜR

“ ‘...Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”

(Zümer, 39/9)

İnsan, hayata gözlerini açtığı andan itibaren, önce bilinçsiz sonra bilinçli bir şekilde öğrenme serüvenine girer. Eşyayı isimlendirmeyi, ihtiyaçlarını gidermeyi, gülmeyi, ağlamayı, konuşmayı, merhale merhale tecrübe eder. Zihnî melekeler kemale erdiğinde ise bu süreç bilinçli bir hâl alır. Artık bilgi, gereği üzere elde edilmesi gerekendir. Bilgi, görüp görebildiğin her yerdedir. Uçsuz bucaksız bir ummanda bir küçük kayıkla yol almaktan farksız bir hâl alır öğrenmek. Çabasına mukabil ilerler insan bu sonu görünmez ummanda. Ancak kayık, yolunu tayin etmezse, arşınladığı mesafe anlamsızlaşır. Boşa kürek çektikçe yorulur insan. Yorgunluğunun sebebi ise, sadece beyhude harcanan enerji değil, umudun yitirilmesidir. Öğrenme gayreti, doğru bir istikamet üzere olduğu müddetçe ümit aşılar, yorgunluk değil huzur verir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), “Bilgi, hikmet müminin yitik malıdır. Onu nerede bulursa almaya en layık odur.” (Tirmizî, İlim, 19) buyurur. Mümin, yitirdiği, kaybettiği bir kıymetlisini arar gibi bilginin, ilmin peşinde olmalıdır. Ancak bu bilgi hikmetle buluşturulmalıdır ki çıkılan serüven anlamını yitirmesin ve hedefe varılabilsin. Peki hikmetle bakmak, tefekkür etmek nedir öyleyse? Satırdaki bilgiyi, sadra vermektir tefekkür, kalbin ve zihnin ortaklığıdır. Bilginin sahibi, hikmetin sahibi, öğrenmeyi öğreten, olduran, bulduran Rabbin, razı olduğu, olacağı bir yolculuktur. Bir güzel adı da Hakîm olan Rabbimiz bilgiyi, O’nun adına, O’nun için, O’nunla öğrenmemizi ister. “Oku” der ilk vahyinde! İlk emir, ilk nasihat, ilk rota! Ve devam eder mesaj, “Yaratan Rabbinin adıyla…” (Alak, 96/1). Oku ama Yaratan Rabbinin adıyla, bil ama hikmetle, öğren ama ibretle... Bilgi, bilginin kaynağından, yoktan var edenden uzaklaştıkça rotayı kaybeder, faydayı yitirir. “Tefekkür, kalbin kendisiyle hayrı ve şerri, faydayı ve zararı gördüğü kandilidir. Kendisinde tefekkür bulunmayan kalp, yolunu kaybetmiş, şaşırmış bir şekilde karanlıklar içinde kalır.” der Seyyid Şerif Cürcânî. İnsanlık, bilgisini hikmetle buluşturamadığı ve bilginin ahlakını kuşanmadığı için, kibrine yenik düşüp, verdiği zararla dünyayı kasıp kavuran nicelerine şahitlik etmiştir. Hâlbuki, nefsin gölgesinde biliyorum iddiasında olmayıp, hikmet nazarıyla bakabilmiş nice gönül eri de gelip geçmiştir bu insanlık beşiğinden. İnsan hikmet nazarıyla yani tefekkür ederek baktığında, her baktığından bir anlam devşirir. Her olup biten anlamlıdır çünkü, yerli yerincedir, sebebi vardır. Nasıl olduğunu öğrendiği kadar, niçin olduğunu da bilmek ister ve bu yol onu bilginin asıl sahibine götürür. Akıl etmez misiniz diyen Rabbine cevap niteliğindedir müminin bakışları. Hayata açılan penceresi olan duyularıyla aldığı bilgiyi, ötelere taşır, mana aleminde kemale erer bilgisi. Yolun kenarında biten bir diken, bahçeyi basan ayrık otu, yavrusunu emzirirken incitmemek için ayağını kaldıran kısrak, vaktini şaşmadan doğan Güneş, yörüngesinden bir milim şaşmayan gezegenler, insanın dünyayı baştan başa saracak uzunluktaki damarları, aylarca süren ayrılık sonrası yavrusunu hiç görmediği hâlde onu tanıyıp bağrına basan penguen, saniyede iki yüz elli defa kanat çırpan arı, iki midesi olup, midenin biriyle diğerlerini doyuran karınca, deniz kabuğundaki fibonacci dizisi, ayçiçeğinin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının birbirine olan oranı, üç ayrı göz kapağı olan deve, sığırcık kuşlarının gün batımı dansı ve daha nice sayısız alemin sonsuz bilgisi, Rabbin adıyla, O’nun namına, O’nun için olmadığında, insanı rotası olmayan bir yolcuya dönüştürmez mi? Sanatlı sarayı gezen ama bakıp da görmeyene, duyup da işitmeyene, yiyip de tadını alamayana dönüştürmez mi?

“Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.” (Hac, 22/46)

Kendine Geç Kalma
BİLGİNİN HİKMETLE BULUŞMASI: TEFEKKÜR
10:23
34:23