Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

KALBİN EMNİYETİ: İFFET

Evi ev yapan kilit tutan kapısıdır. Yoksa böyle bir kapı, ne içeride ne dışarıda emniyet bulamaz insan. Endişeler büyütür kalbinde, korumasız, savunmasız kalır. Hâlbuki içeri girer sürgüler, dışarı çıkar sürgülerse ancak o zaman sükûnet bulur. Emniyet için tedbiri kuşanmak gereklidir zira. Tam tersi, kapıyı ardına kadar açıp evden ırak gitmek, akla ziyandır. Kendini bilen, kendini bulan, kendinde birinden beklenen evin içindeyken de dışındayken de kapıyı gerektiği şekilde amacına matuf kullanmasıdır. Bir de kalbe ziyan hâller vardır, kalbin kilitlerini kırmak gibi. Kilit tutmaz bir kalp, kendinden eder insanı. Ne kendine huzurdur ne kendinden gayrısına. Kalbin kilidi olan iffet, sekinet sebebidir oysa. Kalbine sahip olan, kalbini koruyan, sağlam adımlarla selamete yürür. İnsan nasıl evini, evinin ahalisini korursa, kalbinin temiz olan duygularını koruyup kollamalı, nefsin oyunlarına kilit kırdırmamalı, gaflet içinde zaaflarla yol almamalıdır.

“Edeb bir tâc imiş nûr-ı Hüdâ’dan/ Giy o tâcı emîn ol her belâdan” dizeleri, eman veren yolun, edeb tacını giyip, kalbini emniyete alanların yolu olduğunu ne de güzel anlatır. Kilit tutmaz duyguların davetçisi olan koca bir girdap dönerken, çetin yollarda iffetiyle, selamete kavuşmuş Hz. Yusuf’unki gibi, dünyamızı güzel kılacak kıssalara ne çok ihtiyacımız var.

“Andolsun ki, Yusuf ve kardeşlerinde, (hakikati arayıp) soranlar için nice ibretler vardır.” (Yûsuf, 12/7)

Yusuf’un (a.s.) bize mesajı çok açıktır. “Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar?” diyerek şair, âdeta özet geçmiştir bu hayatı. Baştan aşağı iffet olmak, ancak Allah korkusu ile açıklanabilir. Bir insana, bu denli direnme gücü, irade mukavemeti veren, ancak Allah ile olma hâlidir. Mehmet Akif’in de dediği gibi “Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır, fazilet hissi insanda Allah korkusundandır.” Ne toplum baskısı ne korku ne çıkarlar hiçbir güç insanı nefsinin önünde bu denli vakarlı kılamaz. Canavara dönüşen nefse ancak fıtratın tertemiz, leke değmemiş iffet duygusuyla diz çöktürülebilir. Bu mukavemeti sağlayan haya duygusu Rabbimizin, insanın fıtratının derinliklerine yerleştirdiği en dirençli duygudur ama bir o kadar da kırılgan. Kapısı bir kez zorlanmış evin kilidi tutmaz, yavuz hırsızlara davetiye çıkarır. Testi bir kez kırıldı mı, içinden sızdırmaya başlar. Göz görür, kulak duyar ve dahi diğer bütün azalar işini görür. Duyuların duygulara dönüştüğü yerde tertemiz kalabilmek için dokunduğu his mühimdir. Af kapsamını aşmayacak şekilde bakmak, duymak, kabahatli sahalarda azaları israf etmemektir bu duyguyu koruyacak olan. O yüzden Rabbimiz; “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar...” (Nûr, 24/30-31) buyurmuştur.

Mümin erkekler ve mümin kadınlar, iffetsiz sonuçlar doğuracak her iradi hareketten mesuldürler. Adım adım sonuca gidilen bu yolda, ilk adımlar çok önemlidir. Merdivenin son basamağı için, ilk basamak başlangıçtır. Başı olmayan işin, sonu olmaz. Başı varsa, sonu da gelir. Kabahatli olabilecek ilk hareket, mesuliyet giydirir. Bu nedenle, iffetin muhafazası, topyekûn bir nizam bulma hareketidir. Sözde, özde, gözde ölçüyü bulmak, dengeyi korumak gerekir.

Azaları ilk basamaktan itibaren haramdan sakındıran Rabbimiz, bizi sanılanın aksine bir yoksunluğa, bir tutsaklığa değil, helal olanı temiz olanı daha çok zevk etmeye davet eder. Helali meşk ettikçe, haram daire gözde küçülür, gönülde küçülür. Helale olan arzu artar. Harama olan meyil ise, helal daireyi daraltır. Sezai Karakoç’un ifadesiyle “Özgürlüğün bedeli, özgürlüğü yitirmeyi göze almaktır.” Özgürlük sanılan her sınırı olmayan hareketin bedeli, ağır bir mahrumiyet getirir, huzuru, itibarı, emniyeti, her şeyden öte, öteler için hazırlanan azığı siler süpürür. İnsan, bugün iffet gömleğini giymeye, Yusuf’un iffetini kuşanmaya, Allah için, Allah ile olmaya, hiçbir şeye olmadığı kadar muhtaç... Çünkü, haya hayattır, iffet ve hayanın olmadığı yerde hayattan bahsetmek mümkün değildir. İnsanı ayakta vakarla dimdik tutan, hayasıdır.

Afif bir hayat için kapıyı emniyette tutmanın anahtarı ise, her daim “Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum!” (Müslim, Zikir, 72) diyerek Rabbimizin inayetine talip olmaktır.

Kendine Geç Kalma
KALBİN EMNİYETİ: İFFET
10:23
34:23