Kendine Geç Kalma

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi 2025
Kategori İslam Nedir?
ISBN

VEKİL OLARAK ALLAH YETER

“...Tevekkül edecekler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”

(İbrâhîm, 14/12)

İnsanın güvendiği dağlara karlar yağar. Dağ bu; gün gelir yol vermez, gideceği bir dağı kalmaz insanın. Mahrum kalınca zirvelerden, gönlünü bağladığın dağın vefasızlığını görünce kara, koca bir boşluk sarar etrafını...Sırtını yasladığı, sığındığı, meftunu olduğu ne varsa sorgulamaya başlar o zaman insan. Bu kimine dağlardır, kimine malı, kimine mesleği, kimine yâreni...Sorguladıkça tanışmaya başlar kendiyle... Acizliğini fark eder, çaresizliğini en çok da yalnızlığını. Yapabildiklerini, yapamadıklarını görür. Sonra yapmak istediklerini ve yapmak istemediklerini. Hakikatin ne senin diye sorulsa, vereceği cevap çok nettir; oyalandık. “Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’âm, 6/32) ayeti, hakikat yolcularına seslenir. Mühlet varken, “Hâlâ akıllanmayacak mısınız?”

İnsanoğlu, fıtraten, güvenmek, dayanmak, sığınmak ister. Bu serüven anneyle başlar. Dünyaya gelişinin vesilesi olan annesinin himayesinde emniyete kavuşur. Sıcacık kollar sarar tüm benliğini. Baba olur sonra hamisi... Sonra diğerleri. Hayat yolunda, akletmez misiniz ayetlerinin muhatabı olduğunda bu ihtiyaç, fani olan şeylerden baki olana uzanır. Fani olan her şeyin sınırlı, yetersiz ve aciz olduğunu fark edince, yönünü Allah’ın sonsuz ve sınırsız olan kudretine çevirir. Rabbin sanatının eserleriyle çepeçevre kuşatıldığına şahit oldukça daha da perçinlenir bu bağ. Artık bağlandığı, yaslandığı, sığındığı, kendine tek ve yegâne vekil kıldığı Rabbidir.

Hz. İbrahim’in arayış serüveninde olduğu gibi, bulmak aramakla başlar ve âşikardır ki dert sahibi olanlar arar. Anlamak için bakar gecesine, gündüzüne ve içindekilere. “Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da “Ben öyle batanları sevmem.” dedi. Ay’ı doğarken görünce de “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “And olsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum.” dedi. Güneşi doğarken görünce de “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük.” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” dedi. “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” (En’âm, 6/76-79)

Hakikati aramak, baki olanla buluşmak arzusu fıtrat gerçeğinin kaçınılmazıdır çünkü. Fıtrat, tıpkı yatağında akan bir su gibi yolunu izler, engelle karşılaşmazsa akıp yolunu bulur. Rabbi bulacak kabiliyet, fıtratın mayasında var edilmiştir. İnsan ise çok zaman, aramak ve anlamaktan uzak, geçici olanların tuzağında akan suyun önüne taşlar yığar elleriyle. Evet, kendi elleriyle bile isteye. Hâlbuki, Hz. Hacer gibi ibret sahneleri önündeyken. Allah kuluna yetmez mi diyerek, çölün ortasında suyu bulan, derdi olan ama durmayan, koşan, arayan Hz. Hacer. Aramanın sonunda bulmaktan çok öte müjdelenmek vardır o sahnede. Rahmet sağanağında ıslanmak. Hz. İbrahim, Hz. Hacer, Hz. Yakup, Hz. Yusuf ve niceleri dünya sahnesinde ders niteliğinde hayatlar yaşadılar. En zoru, en dayanılmazı gördüler. Ama sabredip, gayreti kuşanıp tevekkülle bağlandılar Rablerine. Vakar ile yaşadılar tüm imtihanlarını. Kimi yakmayan ateşine, kimi gözlerini açacak gömleğine, kimi yavrusuna vereceği suya, kimi kuyudan saraya kavuştu. Çünkü tevekkülün muştusu kavuşmaktı. Her şeyden geçip Rabbinle kavuşmak... O hâlde, “Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? (İbrâhîm, 14/12)

Kendine Geç Kalma
VEKİL OLARAK ALLAH YETER
10:23
34:23